Bir şeylerin düzelmesi için, bazen dibe vurmak gerekiyormuş!

Bunu ben demiyorum, yaşam tecrübesine sahip olan herkes öyle söylüyor.

Hayat öyle garip ki; en yükseklerdeyken en diplere düşmeyeceğini kim iddia edebilir?
Ama yeniden en yükseğe zıplayabilmek için, bazen en aşağı eğilmek gerektiğine inanıyorum.

***

Bir boksörün hayatını konu alan film izlemiştim. Çok etkileyiciydi.

Ringlerde fırtına gibi esen ve sonunda dünya şampiyonu olan boksör, başarıları ile herkesin dikkatini çekmişti. Çok mutlu bir ailesi vardı. Gittikleri her yerde onları bir gazeteci ordusu bekliyordu. Onunla röportaj yapmaya çalışan bir gazeteciler adeta nefes aldırmıyordu.

Hakkında yapılan haberlerle kamuoyunda sevenleriyle buluşmak boksörü mutlu ediyordu.

Ama birden hayatında terslikler başladı...
Hiç bir uçak, sürekli havada kalamaz sözünü doğrularcasına işleri ters gitmeye başladı.

Onu çekemeyenler tarafından eşi bir ödül töreninde vuruldu. Bu kişilerle farklı yollardan mücadeleye girince, kariyerinden de oldu. Sonra da çocuklarını elinde tutamadı.
Sahip olduğu maddi değerler hızlı bir şekilde eridi gitti.

Tam anlamı ile sıfırı tüketti.
 

Arkasına baktığında ne ailesi vardı, ne de kendisiyle boy boy fotoğraf çektirmek için yarışan hayranları...

Koca Şampiyon, hayatın gerçekleriyle ilk defa yüzleşmeye başladı.
Hayat devam ediyordu ve yaşamını sürdürmesi gerekiyordu.
Bunun için iş aramaya başladı. Ancak çaldığı kapılar “Elemana ihtiyacımız yok” diye yüzüne kapanıyordu. Düştüğü duruma üzülse de, mücadeleden vazgeçmiyordu.
 
Sonunda bir spor salonunda temizlikçi arandığını duydu.
Hızla oraya gitti ve işe talip olduğunu söyledi.
İşe alındığında çok mutlu oldu.

Zirvede bir yaşam sürerken, en dibe düşmüştü.
Ekmek parası için, spor salonunda yerleri paspas yapmaya, tuvaletleri temizlemeye başladı.


Ama sahip olduğu altın bileziğin farkındaydı.
Yeniden zirveye çıkabilmek için fırsat buldukça boks eldivenlerini giyip antrenman yapıyordu.
Daha önceki kariyerini bilmeyenler onunla dalga bile geçiyordu.
 

Çalıştığı spor salonunda bir gün bölgesel bir boks turnuvası düzenlendiğini duydu.
Salon sahibini ikna ederek bu turnuvaya katıldı. O gün karşısına çıkanları ringde perişan etti.

Bölgesel Turnuvaları şampiyonalar izledi.

Sahip olduğu tekniği ve tecrübesi ile önüne geleni deviriyordu.
Sonunda olması gereken yere, yine en zirveye gelip oturdu.


Çevresi yine birden kalabalıklaştı. Gazeteler yine ondan bahsetmeye başladı.
Ama hiç bir şey eskisi gibi değildi.

Çünkü yanında eşi ve çocukları yoktu.

***
Şems-i Tebrizi ne güzel söylemiş;
Bazen uzaklaşmak gerekir, yakınlaşmak için...
Bazen hatırlamak gerekir, hatırlanmak için...
Bazen ağlamak gerekir, açılmak için..

Bazen anmak gerekir, anılmak için

Bazen de susmak gerekir, duymak için
 

Hayat böyle bir şey işte...
Yeter ki, onu iyi anlayalım ve iyi yaşayalım...
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.