Siyasetin gündeminden düşmeyen kozmik oda tartışmalarında Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç’ın açıklamaları Ak Parti cenahında tepkiyle karşılandı.

Gazeteci Kemal Öztürk’ün YouTube kanalına konuk olan Arınç “Kozmik Oda’yı siz mi açtınız?” sorusuna  “Bu külliyen yalandır, katmerli iftiradır. İlker Başbuğ, Başbakanımız sayın Erdoğan ile konuşmuş, Erdoğan da ‘Açarsanız iyi olur, kuşku ortadan kalkar’ demiş. Onun üzerine Başbuğ girmeleri talimatını vermiş. Ben bir gün ne Adalet Bakanı’na, ne şuna, ne buna ‘Burada ne oldu’ demedim. Çünkü benim işe müdahil olmam farklı anlaşılabilirdi, senaryo icra edilmiş ama benim dışımda” açıklaması sosyal medyada Ak Partililer tarafından tepkiyle karşılanırken Devlet Başkanı Erdoğan muhalif basın tarafından kozmik odayı açtıran olarak hedef tahtasına oturtuldu.

Kozmik oda konusunda öyle şeyler yazıldı çizildi ki hangisi doğru hangisi yanlış anlamak oldukça zor, çıkan haberleri ayrıntılı okuyup parçaları birleştirdiğinizde ortaya çıkan tablo çok farlı.

Baştan konuyu ele alacak olursak Genel Kurmay Başkanlığının kozmik odasına girilmiş değil, incelemede bulunulan yer Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığı, TSK’nın çok sayıda böyle bölge başkanlıkları var Ankara’daki sadece bir tanesi.

Bu gün yeniden tartışmaya açılan kozmik oda konusu FETÖden tutuklu eski hâkim ve eski savcının Bülent Arınç'a suikast yapılacağı iddiasıyla Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığında arama yapmak istenmesi üzerine dönemin Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un karşı çıkması ve dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla Kozmik Oda'ya girilmesi iddiasıdır.

 Arınç son röportajında Erdoğan’ı işaret edince işler iyice karıştı çünkü Başbuğun mahkeme kayıtlarında talimat Başbakandan geldi sözleri hemen servis edildi.

Kozmik odaya giren FETÖ’cü savcı ve hâkimler ilk gelişlerinde tek bir evrak alamadılar. Bülent Arınç suikastı ile alakalı olarak Seferberlikte bulunan arama motorundan her hangi bir bilginin çıkmamasına karşın ikinci kez geldiklerinde başta Uğur Mumcu cinayeti olmak üzere çok sayıda faali meçhul dosyalarını araştırmaya kalkınca kozmik oda meselesi farklı bir boyuta taşınır.

Tutuklu savcı Mustafa Bilgili Yargıtay 16. Dairesi tarafından yargılanıyor ve savunmasında bilgilerin devlet sırrı niteliği olmadığını söylüyor fakat 9 Ekim 2015 ile 30 Aralık 2015 tarihlerinde Genel Kurmay Başkanlığı tarafından yapılan incelemelerde bilgilerin halen devlet sırrı olduğu rapor olarak mahkemeye sunuluyor dönemin Genel Kurmay Başkanı Hulis Akar.

Yargıtay 16. Ceza Dairesine gönderilen Genel Kurmay Başkanlığı raporunda 374 dijital veri ve 7 fiziki belgenin devlet sırrı taşımadığı bunlar dışında kalan diğer tüm belgelerin başlangıcından itibaren devlet sırrı olduğu ve bu özelliklerini halen koruduklarına oy birliğiyle karar verildiği yer almıştı. Devlet sırrı olduğu belirtilen bir kısım belgelerin, düşman ülkeye savaş hazırlıklarımızı, savaş etkinliğimizi ve çalışma prensiplerimizi ortaya koyabilecek nitelikte bilgilerin halen geçerliliğinin olduğu da belirtilmiştir.

 Raporun basına sızmasından sonra kozmik oda meselesinin aslında sadece bir suikastı araştırma meselesi olmadığı da tescil edilmiş oldu. Şimdi sorulması gereken ilk sorulardan birisi düşman ülkeye savaş hazırlıklarımızı savaş etkinliğimizi ve çalışma prensiplerini kapsayan evraklar dışarı çıktıysa ki öyle söyleniyor kimin zamanında çıktı ve sonuçları ne oldu?

Başbuğun ifadesinde “ “Kozmik Oda’ya girildikten sonra devletimizin yurtdışındaki yabancı istihbarat servisleri ile terör örgütlerine yerleştirdiği (sızdırdığı) 813 yurtsever görevlimizin tamamına yakını şehit edildi” iddiasında bulundu fakat konu detaylı olarak hiçbir zaman gündeme getirilmedi.

İlker Başbuğ televizyonlarda konuşmasını oldukça fazla seviyor açıklamalarını dikkatli izlemeye çalışıyorum ama çok kez şüheye düştüğümü de söylemek isterim.

Mesela 813 Türk Ajanı ifşa edilmesi riski varsa yapılan araştırmalarda neden engel olmadınız?

Türk Silahlı Kuvvetlerinin mahremine karşı yapılan bu saldırıyı dönemin siyasilerine neden anlatamadınız?

Orduya laf gelmesin dedik bu gün olsa yine izin veririm diyorsunuz o zaman 813 şehidimiz ne olacak? Yoksa bu konuda söyledikleriniz iddiadan mı ibaret?

Emekli bir orda mensubuna sormuştum siz Başbuğun yerinde olsanız izin konusunda kararınız ne olurdu dedim, verdiği cevap “ Asla”.

Sayın Başbuğ her daim Atatürkçü olduğunuzu söylüyorsunuz ama eğer dediğiniz doğru ise 813 Türk Ajanı ve binlerce mehmedimiz vatanı için ölümü göze alırken siz makam odanızdan çıkamadınız.

Bu iddialar karşısında hiç konuşmayan ama her türlü olaya vakıf biri var Eski Genel Kurmay Başkanı Necdet Özel.

Necdet Özel gözlerden ırak bir emeklilik hayatı sürüyor ortalıklarda yok hiçbir tartışmaya müdahil olmuyor lakin en fazla belge onun döneminde çıkartıldı.

Kozmik oda tartışmaların çok fazla karışıklık ve iddialar olmasına rağmen yargının sessiz kalması düşündürücü değil mi?

Dünkü yazımda ölülerin sayılmadığı coğrafya konusunu kaleme almıştım yaşananlara bakınca Türkiye’de o bölgeye doğru gitmiyor mu sizce.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner35