Türkiye’yi uluslararası alanda her daim Ermeni Soykırımı meselesi ile köşeye sıkıştırmak isteyenler yakın tarihimizde Azerbaycan Karabağ Hocalı kasabasında Ermenilerin yaptığı katliamı hep görmezden gelirler.

Katliamların soykırımların ve sürgünlerin bölgesi Kafkasya’nın güneyinde 4 bin 400 kilometrekarelik bir alanı kapsayan Dağlık Karabağ’ın küçük bir kasabası Hocalı. Nüfusun sadece 4/1 Türk’tü.

Hocalı kasabası için takvimler 25-26 Şubat 1992 tarihlerini gösterdiğinde zaman durdu gözler görmez kulaklar duymaz oldu 48 saatte yüzlerce masum insanlar işkence edilerek katledildi.

Rus destekli Ermenistan askerleri ve çeteleri tarafından Azerbaycan Türklerine karşı ‘etnik’ bir soykırım girişimiydi yapılanlar fakat kimse duymadı bu vahşeti duymak istemedi.

Sovyet lider Mihail Gorbaçov döneminde başlatılan yeniden yapılanma sürecinde Dağlık Karabağ’ın Ermeni çoğunluğundaki parlamentosu, 20 Şubat 1988’de 110 üyesinin oybirliği ile Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti ile birleştirme kararı aldığında Güney Kafkasya’nın yakın zamanda bitmeyecek bir savaşında kararı olacağı 1992 yılında belli olacaktı.

Fakat Moskova 1989 yılında Dağlık Karabağ parlamentosunun kararını geri çevirdi ve bölgeyi Azerbaycan’a bağladı. Sovyetlerin 1991 yılı sonunda dağılmaya başlamasıyla meydana gelen otorite boşluğunu fırsat gören Ermeniler Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ilan ettiler, işte bu bağımsızlık ilanı Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki silahlı çatışmaların da başlamasına neden oldu.

Rus destekli Ermeni çetelerin Hankendi şehrini ele geçirmesiyle başlayan Dağlık Karabağ savaşında 25 Şubat’ı 26 Şubat’a bağlan gecede çatışmalar savaş olmaktan çıktı katliam boyutuna geçti.

Hocalı Katliamı, 26 Şubat’ta Ermenistan silahlı birlikleri ile Hankendi‘de konuşlanmış bulunan Albay Zarvigarov komutasındaki 366’ncı Rus Mekanize Alayı’nın desteğindeki Ermeni çeteleri tarafından gerçekleştirildi.

936 km2’lik alana sahip ve 2.605 aileden ibaret 11.356 kişinin yaşadığı Hocalı kentine 25 Şubat günü saat 23.00’ten itibaren topçu birlikleri saldırı gerçekleştirdi.

Yerleşim bölgesinde bulunan kışla ve savunma mıntıkaları hedef alındı. Akabinde Rus alayının tanklarından ve topçu birliklerinden yapılan saldırılar ile Hocalı Havaalanı kullanılamaz hâle getirilerek dış dünya ile ilişkisi tamamen kesildi.

Savunmasız kalan kente 26 Şubat 01.00-04.00 saatleri arasında giren Rus destekli Ermeni piyade birlikleri; çocuk, yaşlı, kadın, bebek demeden birçok sivil Azeri Türk’ünü vahşice katlettiler.

Ermeni saldırılarında 106’sı kadın, 70’i yaşlı, 63’ü çocuk olmak üzere toplam 613 Azerbaycan Türkü katledildi.

Burada öldürmekten öte tarifi imkânsız bir gaddarlık, işkence ve vahşet öne çıkıyor ki, katliamın en güçlü hatırlatıcılarından olan ve öne çıkıcı vakalarından biri, karnı açıkça deşilerek taş doldurulmuş yaşlı bir ninedir. Yine Hocalı dendiğinde, akla ilk gelen, diri diri yüzleri soyularak katledilen çocuklardır.

Katliamdan 76’sı çocuk 487 kişi ise ağır yaralı olarak kurtuldu ve Ermeni güçleri bin 275 kişiyi de esir aldı. Esirlerin 150’sinden bugüne kadar haber alınamamışken 8 aile de tamamen yok edildi, 25 çocuk ebeveynini, 130 çocuk ise ebeveynlerinden birini kaybetti.

Ermenistan eski Devlet Başkanı Serj Azati Sarkisyan (2008-2018), Hocalı katliamını yapan birliklerin 2 komutanından biriydi.

Serj Sarkisyan, İngiliz gazeteci Thomas De Waal’e verdiği röportajda “Hocalı’dan önce Azerbaycanlılar, Ermenilerin sivil halka karşı el kaldırmayacaklarını sanıyorlardı. Biz bunu Azerbaycanlılara şaka yapmadığımızı göstermek amacıyla ibret olsun diye yaptık. Olay işte bu” demişti.

Ermenilerin o dönem 1. Komutanı Monte Melkonyan Hocalı katliamı için “ İntikam” demişti, öncesinde ASALA Örgütünün yöneticisiydi.

Kanlı Şubat olarak anılan o gecede insanlar neler yaşadılar.

 “Nahçıvanik köyüne yaklaştığımızda hava aydınlandı ve Ermeniler insanların çıktığını gördüler. Nahçıvanik yolu zırhlı araçlarla kapatıldı. Oradakilerin çoğu kadınlar, çocuklar ve yaşlılardı. Buna rağmen bizi dört bir yandan vahşice kurşun yağmuruna tuttular.

Ölenlerin sayı hesabı bilinmiyordu. Facianın ardından helikopterle cesetleri almak için gittiğimizde kadınların kucaklarında bebeklerle beraber kurşunlandığı, vücut azalarından bazılarının kesildiğini gördük. Erkeklerden çoğunun yüzünde işkence izleri vardı; kulakları, burunları ve parmakları kesilmişti. Tevekkül adlı bir adamı ellerini ve ayaklarını tellerle bağlayarak yakmışlardı” Murat Muharremov.

 “Hocalıyı gözlerimle gördüm. Ben toprak uğruna yapılan savaşların bu tarzda yürütülmesinden yana değilim. Karın üzerinde üst üste istiflenmiş sahipsiz, kimsesiz cesetlerden korktum. Bu kan için Azerbaycan tarafının, yarınki kuşakların sessiz kalmayacaklarını düşünerek korktum. Bugün Ruslar bizim yanımızda. Ya yarın? Yarın biz yalnız kalabiliriz” diyordu Ermeni gazeteci Berain Siraelyan.

“Gaflan denen ve ölülerin yakılmasıyla görevli Ermeni grup, Hocalı Kasabası’nın 1 kilometre batısında bir yere 2 Mart günü 100 Azerbaycanlı ölüsünü getirip yığdı. Son kamyonda 10 yaşında bir kız çocuğu gördüm. Başından ve elinden yaralıydı. Yüzü morarmıştı. Soğuğa, açlığa ve yaralarına rağmen hâlâ yaşıyordu. Çok az nefes alabiliyordu. Gözlerini ölüm korkusu sarmıştı. O sırada Tigranyan isimli bir asker onu tuttuğu gibi öteki cesetlerin üstüne fırlattı. Sonra tüm cesetleri yaktılar. Bana sanki yanmakta olan ölü bedenler arasından bir çığlık işittim gibi geldi. Yapabileceğim bir şey yoktu” diyecekti bir başka Ermeni gazeteci Daud Kheyriyan.

Ermeni Zori Balayan“Biz arkadaşımız Haçatur’la ele geçirdiğimiz eve girerken askerlerimiz 13 yaşında bir Türk çocuğunu pencereye çivilemişlerdi. Türk çocuğun bağırış çığırışları çok duyulmasın diye, Haçatur, çocuğun annesinin kesilmiş memesini çocuğun ağzına soktu. Daha sonra bu 13 yaşındaki Türk’e onların atalarının bizim çocuklara yaptıklarını yaptım. Başından, sinesinden ve karnından derisini soydum. Saate baktım, Türk çocuğu yedi dakika sonra kan kaybından öldü. İlk mesleğim hekimlik olduğuna göre hümanist idim, bunun için de Türk çocuğuna yaptığım bu işkencelerden dolayı kendimi rahatsız hissetmedim. Ama ruhum halkımın yüzde birinin bile intikamını aldığım için sevinçten gururlanırdı” ifadelerinde söylemiş olsa da hiç ceza almadı, öldürülmüş 13 yaşındaki Türk çocuğunu ise vücudunu parçalara ayırıp köpeklere verdiğini ardından üç Türk çocuğuna da aynısı yaptığını itiraf etti.

Türk tarihinde Kanlı Şubat diye bir tarih yok, iki devlet tek millet diyenlerin bu tarihlerden haberi yok.

Oysa hemen yanı başımızda yaşandı bu vahşet 1992 yılında daha dün gibi.

Yazdım tesiri olur mu?

Yazmasam gönül razı olmazdı biliyorum.

Birde sosyal medyada Hocalı konusunda ilgisiz kalanlara isyan eden kardeşim Nevruz İlimdaroğlu için yazmış olalım istedim.

Ne Kanlı Şubat’ı ne Hocalı Katliamını unutacağız ve unutturacağız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner55