banner28

Bay Başkan yeni bir polemik başlatmış..Neymiş? İnönü'nün elinde "Amerikan Bayrağı" varmış.. Neymiş dışyardım ve yabancıdan dışyardım isteme işini "CHP ZİHNİYETİ" başlatmış..

Polemik ve retorik böyle olunca; mesele Bay Başkan'ın dediği gibi mi? Bakalım..

İnönü, Türkiye'yi tek partili düzenden çok partili düzene geçiren adamdır.

Denilebilir ki Demokrat Parti'nin kuruluşunun perde arkasındaki adam İnönü'dür..CHP vekili olan Menderes'in çok karşı olduğu "Toprak Reformu" kanununun Meclis'te tartışılırken 19 Mayıs 1945'de, İnönü rejimde bir liberalleşmeye gidileceğini açıklamıştır..

Peşinden 01 Kasım 1945'de Meclis'in açılış konuşmasında, aynı İnönü bir muhalefet partisinin luzümunu belirtmiştir..

Nitekim; peşinden 07 Ocak 1946'da Toprak Kanununa muhalefet eden Menderes, Koraltan ile birlikte Bayar ve Köprülü Demokrat Parti' yi kurmuşlar, böylelikle çok partili hayata geçilmiştir..

Erdoğan ise Türkiye'yi çok partili hayattan adına Başkanlık denilen ucube sisteme geçiren kişidir..

Bu açıdan bakılırsa İnönü Erdoğan'dan daha demokrattır..

Nadir NADİ, yazılarında İnönü'nün çok partili hayata geçiş isteğinde, dönemin Dış Politika kaygılarının rol aldığını..Amacın "Ruslara karşı yalnız kalmamak, Batı Demokrasilerinin desteğini kazanmak" olduğunu belirtir..

Demokrat Parti'nin iktidara geldiği 1950 seçimlerinden önce borçlanma yapılmış mıdır?

Evet yapılmıştır..Ancak; 1950'den sonra yapılan borçlanmanın ve Batı Emperyalizmine tüm kapıları açmanın yanında İnönü'nün yaptığı borçlanma devede kulak kalır..

Dönem itibarıyla; savaştan yeni çıkmış, sonra 1929 Ekonomik Buhranı'nı, peşinden 2'inci Dünya Savaşı'nın dayattığı ağır ekonomik koşulları, sanayileşememiş, kapitülasyon borçlarını devralmış bir Türkiye gerçeğini ve Stalin'in Boğazlar'ın statüsünde değişiklik istekleri ile Doğu'da Türkiye'den toprak talepleri karşısında bağımsız hareket etmenin güçlüklerini ve "Savaş Ekonomisi" ve "Denge Politikası" sürdürüldüğünü hatırlatalım..

Atatürk'ün ölümüne kadar bağlantısız dış politika başarıyla sürdürülmüş, tarafsız kalınmış, herhangi bir ittifaka girilmemiş,borçlanılmamıştır..

Atatürk; 2'inci Dünya savaşı olasılığının arttığını görerek, Bayar ve Aras'a "Türkiye tarafsız kalmalı ve bir ittifak içine girmemelidir." direktifi vermiştir..

Atatürk'ten sonra, Demokrat parti'nin iktidara gelişine kadar İnönü bu politikaya sadık kalmış; ancak, Dünya Savaşı sonrası, giderek artan Stalin'in tehditleri karşısında, Rusya'yı sınırlamak isteyen ABD ile 1947'de "Truman Yardımını" kabul etmek zorunda kalmıştır..Bu tarihe kadar ABD'DEN ALINAN DIŞ BORÇ 41 MİLYON DOLAR, 1950'YEN KADAR İSE 180 MİLYON DOLARDIR..

İnönü Savaş Ekonomisini yürütmek zorunda kalmıştır..Sormak lazım? Bay Başkan savaş ekonomisi mi yürütüyor? Yürütmüyor ise 600 milyar doları bulan cari açık ve borç neyin ekonomisini yürütmektir ?

Atatürk Devletçi Ekonomik modeli, İnönü Karma Ekonomiye ve çok partili hayata geçişi başarmışlardır..Bay Başkan neyi başarmıştır? Liberalleşmeyi mi? Kapitalist olmayı mı, Demokratikleşmeyi mi? Hayır..Sadece borçlanmayı ve sömürge durumuna iyice düşmeyi başarmıştır..Tıpkı Menderes gibi..

1950 yılına kadar bağımsız olmayı sürdürebilen Türkiye, 1950 seçimleri sonucunda DP iktidarı döneminde emperyalizmin tam olarak kucağına oturmuştur..

Doğan Avcıoğlu kitabında dönemi şöyle açıklar..DOLAR DİPLOMASİSİ"

ve şöyle der.."DP iktidarı askeri, iktisadi ve siyasi alanda Amerikan isteklerini itirazsız yerine getirecektir..Bunun karşılığında beklediği dolar ve daha fazla dolardır..Umulan ölçüde dolar gelmeyince, bir süre sonra işler sarpa saracak ve enflasyon çıkmaza girecektir."

TIPKI BUGÜNKÜ HALİMİZ GİBİ..

Kore'ye asker gönderişimiz bu dönemdedir..

NATO'YA bu dönemde girilmiştir..

Amerikan modeli askeri örgütlenme, ABD Askeri yardımları yoğun olarak bu dönemde gerçekleşmiştir..

ABD askeri bu dönemde Türkiye'ye gelmiştir..ABD üsleri (İncirlik dahil)bu dönemde açılmış, ABD ve İngiltere bu dönemde Ortadoğu'daki çıkarlarını pekiştirmiştir..(ABD-Türkiye 1959 İkili Antlaşması)

"Amerika ne verirse olacak, ne yaparsa kabul edeceğiz" görüşüyle, 1950'den sonra girişilen politika 1950'den önceki Amerikan yakınlaşmasından farklıdır.ABD VE MÜTTEFİKLERİNİ HOŞNUT ETMEK İÇİN Türkiye Üçüncü Dünya'daki milliyetçilik hareketlerine karşı çıkmıştır.

1955 yılında Cezayir meselesinin BM'e getirilmesinde Yunanistan dahi Müslüman Arap Devletlerini desteklerken Türkiye aleyhte oy kullanmıştır..

Zorlu 1956 yılında İngiliz ve Fransızların Mısır'a saldırısını -Hiç olmazsa , İsrail ile Mısır arasındaki savaşları durdurmek açısından faydalı olmuştur- diyerek savunmuştur..

Millileştirilen Süveyş Kanalı'nın Mısır egemenliğinde kalmasına karşı çıkılmıştır.."(Kaynak; Türkiye'nin Düzeni, Birinci cilt..Doğan Avcıoğlu.S.582)

Borçlanma ve Borçlandırma yoluyla siyaset Menderes Dönemi'nin eseridir.."Borçlandırma yoluyla siyasi, iktisadi, askeri çıkar sağlamada kural, borçlu ülkeyi daima yardıma muhtaç durumda tutmak ve en sıkıntılı durumlarda azar azar borç vererek, yeni yeni tavizler elde etmektir.. Nitekim ABD Menderes döneminde, bu politika sayesinde, en az külfetle Türkiye'den istediklerini fazlasıyla sağlayabilmiştir..(S.584)

ABD ile model ortak olan bay başkan liderliğindeki AKP'nin Amerikancılığına günümüzden bir yazarımızın satırları ile cevap verelim..

Mehmet Ali GÜLLER kitabında "Model Ortak: AKP Hükümeti" başlığı altında şöyle diyor..

"18 Mart 2011'de Suriye'de silahlı eylemlerin başlamasıyla birlikte AKP sınırda çadır kentler inşa etmeye başladı..Sınıra henüz yığılan yoktu, ama AKP Hükümeti olacağını öngörüyordu.

Ardından Batı'da yaşayan çeşitli Suriyeliler Türkiye'ye gelmeye başladı ve Esad'a karşı organizasyonlar inşa etmeye başladılar.

Bu gelişmelerden anlaşıldı ki AKP Hükümeti Suriye konusunda önemli bir role, temel bir göreve sahipti..

AKP Hükümeti, Atlantik cephesinin (NATO kastediliyor) Suriye hedefinin iki nedenle baş aktörüydü..

Birincisi;AKP Hükümeti Asya Pasifik merkezli güvenlik doktirini ile Çin'i çevrelemeye yönelen ABD'nin Ortadoğu'daki işlerini devralmıştı. ABD bu nedenle Türkiye'yi "model ortak" diye nitelendiriyordu.

İkincisi; AKP Hükümeti BOP eşbaşkanlığını yürütüyordu ve ABD'nin Suriye'nin kuzeyini, Suriye'nin kuzeyinden Doğu Akdeniz'e açmak bop'un merkezi hedefiydi.." (Kaynak; Suriye'nin Sevr'i, Amerikan Koridoru, M. Ali Güller..S.51)

Şimdi; İnönü, merhum mezarından kalkıp sorsa, KİM DAHA AMERİKANCI? dese, Bay Başkan ne diyecek?

"Aldatıldım..Ama vaziyeti düzeltmeye çalışıyorum.." diyecek..

Kim daha Amerikancıymış?

Siz karar verin..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.