30 Eylül 2017 Cumartesi 12:51
149 Okunma
Marmara ve Ege Baro Başkanları Toplantısı Bursa'da Başladı

Gürkan Altun, “Bu ülkede hukuka uygun yargı kararlarının çıkmasını bekliyoruz, özlüyoruz. Hukuka uygun yargı kararlarının uygulandığını görmeyi umut ediyoruz. Daha yeni Danıştay, yaz saati uygulamasıyla ilgili iptal kararı verdi. Söz henüz kulaklarda yankısını yitirmemişken siyasi iktidardan yanıt gecikmedi, ‘yaz saati uygulamasına devam’ denildi. Biz bu filmi ilimizde, ülkemizde her gün yaşamaktayız. Bursa Barosu’nca yayınlanan Muktedirlerle Dans: Cargill adlı kitap, 20 yıllık bir hukuk mücadelenin öyküsü… 20 yıllık sürede iktidarlar değişti, siyasi partiler değişti, maalesef yargıya ve kararlarına bakış açısı değişmedi” dedi.

Bursa Barosu Başkanı Altun, 4 Temmuz 2017 tarihinde Gemlik’te uğradığı pompalı tüfekli saldırıda Av. Özgür Aksoy’un şehit edilmesinden sonra başka meslektaşlarına yönelik saldırıları da hatırlatarak, “Son olarak Şanlıurfa Baro Başkanımıza karşı sıradan vatandaşın değil, polislerin uygulamış olduğu şiddeti gördük. Temmuzdan bu yana Bursa’da ikisi pompalı tüfek, biri de de tabancayla olmak üzere 3 silahlı saldırı olayı yaşadık. Birinde meslektaşımızı maalesef kaybettik. Diğerleri yara almadan kurtuldular. Bu süreçte yaşananlarla ilgili yapabileceklerimizi daha net bir şekilde ortaya koymalıyız” diye konuştu.

ÖZBEK: HUKUKUNUZ, SİZİ TECAVÜZCÜ COŞKUN

GİBİ DE GÖSTERİR, AYHAN IŞIK GİBİ DE…”

Daha sonra kürsüye gelen Türkiye Barolar Birliği Başkan Yardımcısı Av. Hüseyin Özbek de, hukukun, devletlerin, ülkelerin kartviziti, 6:9’luk fotoğrafı ya da tomografisi olduğunu söyledi. Özbek şöyle konuştu:

“Hukuk, ülkeyi Erol Taş gibi de gösterebilir, Tecavüzcü Coşkun gibi de, Nuri Alço gibi de gösterebilir, Ayhan Işık, Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit veya şimdikilerden Kenan İmirzalıoğlu, Kıvanç Tatlıtuğ gibi de gösterebilir.

Tabii ki ülkenin ekonomik refahıyla, hukuku arasında genellikle doğru orantı vardır. Ama Türkiye’de hepimizi üzen, politik görüşlerimizin, kişisel tercihlerimizin dışında, çocuklarımızın torunlarımızın geleceği, 80 milyonluk ülkenin saygınlığı ve bekası için bizi endişeye sevk eden tek şey var. Hukuk, mazlumların, haklıların, sıradan insanların savunma kalkanı mı olmalıdır, siyasi iktidarı elinde tutanların saldırı mızrağı mı olmalıdır? Türkiye pratiğinde görünen hangisidir? Bu hepimizin sorunudur. Bu, politik tercihlerimizin dışında bir sorundur. Ülkenin saygınlığı, yurttaşlarımızın hukuk güvenliğiyle ilgili bir sorundur.”

TBB Başkan Yardımcısı Özbek, “Biz Afrika ya da Arap kabilesi değiliz! İşte şu kadar yıllık devlet geleneğimiz var” sözünün sıkça kullanıldığını, siyasilerin de bu söylemi çok sevdiğini belirterek, sözlerini şöyle bağladı:

“Devlet geleneği aynı zamanda hukuk geleneği demektir. Hukuk geçmişinizden utanmamalısınız. Bazı dönemlerde hukuk bir kriko görevi görmüşse, bir saldırı mızrağı ya da beyzbol sopası olarak kullanıldıysa bundan utanırsınız.

‘Biz Erol Taş değiliz, Ayhan Işık’ız, Kenan İmirzalıoğlu’yuz’ deseniz de gülerler size. Devlet dili ciddi bir dildir. Buradaki tonalite, volüm, karşıdakine bağırma, korkutma, birikim, özgüven, ekonomik potansiyel, askeri potansiyel, diplomatik potansiyel karşı tarafa caydırıcı etki yapar. Türkiye olarak bu badireden, bu türbülanstan güçbirliğiyle, hukuk eksenli davranarak, soğukkanlı sağlam bir irade ve direnme ruhuyla çıkabiliriz.”​
Son Güncelleme: 30.09.2017 13:20
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner55