Kâinatın ve İnsanın var oluşundan günümüze kadar en önemli iki etken din ve bilim kurumları olmuştur.

Din ile bilim arasında olmaması gereken savaşları başlatanlar toplum üzerinde hurafelerle dini kullanarak hâkimiyet kurmak isteyenlerdir.

Uzmanlara göre “ilişkisi, son üç asır boyunca, bilim faaliyetlerinin çok yoğun bir şekilde yürütüldüğü Hıristiyan Batı dünyasında sıklıkla ele alınmıştır. Ancak, her dini dünya görüşünün kendisine has problemleri vardır. Bu bakımdan, din ile bilim veyahut din ile başka bir kültür sahası arasındaki ilişkiyi inceleme konusu yapılırken, buradaki dinin adını koymak gerekir. Çünkü farklı dinlerin, bilim adamlarının faaliyetleri üzerinde farklı tesirleri olmuştur” görüşünün ağırlıklı olduğunu not düşmüş olalım.

Bilimin sözlük anlamı “Evrenin, evrendeki olguların ve olayların bir bölümünü ele alıp birtakım yöntem ve deney yolları kullanarak ve gerçeğe, gerçekliğe dayanarak birtakım yasalara ulaşan bilgi yolu, düzenli ve tutarlı bilgi. Yöntemle elde edilen ve uygulamayla doğrulanan, her zaman ve her yerde geçerlik ve kesinlik nitelikleri taşıyan yöntemli ve dizgesel bilgi” olarak tanımlanıyor. Din tanımında ise “ Tanrı düşüncesine dayalı toplumsal bir kurum. İnsanların doğaüstü güçlere, kutsal saydıkları türlü varlıklara, tanrılara ya da Tanrı’ya inanma, tapınma biçiminde katıldıkları gizemsel olgu” olarak belirtiliyor.

Bilim adamlarının kişilikleri ve çalışmaları özellikle cerrahların geçmişte toplumlar etrafında hep dışlanmalarına neden olmuştur. Örneğin Fars tıp adamı, astronom, yazar ve filozof İbn-i Sina, Türk ve Müslüman camia içinden çıkmış yaklaşık 200 kitap yazmasına rağmen sahip olduğu kültürden çok Hıristiyan âlemi ve evrensel âleminde Tıp İmparatoru olarak kabul görmüştür. Bir başka örnek ise hazerfen Ahmet Çelebi mesela biz sadece uçma konusunu biliyoruz oysa otopsi konusunda ölü bedenler üzerinde hastalık araştırmalarında biliniyor veya Fatih Sultan Mehmed’in hocası Molla Akşemseddin herkes ulema olarak bilir ama asıl uzmanlık alanı salgın hastalıklardır ve o dönemde eleştiri almış devlet yönetiminden uzaklaşmıştır.

İslam dünyasında bilimsel araştırmalar daha ilk zamanlarda kaybolmuş dinin amir hükümleri yerine dini hâkimiyet kalkanı olarak kullanmak isteyenlerin hurafeleri ağırlık kazanmıştır.

İstanbul’un fethi Avrupa’da kilisenin Hurufilerden arınmasına sebep olurken Alman keşiş, teolog, üniversite profesörü, Protestanlığın babası ve Lüterciliği oluşturan geliştiren ve yayan kişi Martin Luther’i meydana getirdi Fatih Sultan Mehmed’in desteği ile. İslam’da ise bilime karşı savaşı yapanlar hâkimiyet kurmak isteyen Hurufiler olmuştur.

Hemen hatırlatalım Hurufilere karşı en sert tavrı Hz. Fatih diyen çakma Osmanlılar bilsin ki Fatih Sultan Mehmed göstermiştir ve hepsini Edirne’de onlara biat eden Molalarla yaktırmıştır, bir başka örnek Molla Beyazıd dedikleri II. Beyazdı’tır. Bilenin aksine Selçuklu ve Osmanlı devletlerinde hiç bir zaman tahrikâtlar devletin işine karıştırılmamıştır.

Osmanlı İmparatorluğunun Rönesanssı II. Mahmud ile başladığında ilk yenilikler bu gün GATA’nın temelini ulaştıran tıp alanında olmuştur, bu gün dahi cerrahi alanda dünya çapında hekimlerimiz var ve onlara tüm dünya tanrının elleri benzetmesini yapıyor.

Günümüzde din ve bilim arasındaki tartışma İsa Mesih’in 13. Havarisi Meryem miydi? İsa Mesih ölmedi mi? Evlenip çocukları oldu mu? Dan Brown’ın, ”Da Vinci Şifresi” adlı kitapta yer alan bu iddialardır. Fakat kendi ülkemizde cemaat çevrelerinden bazı müptezellerinden neleri duyduk “ Allah’la konuştum depremi engelledim, uzay aracının vidalarını biz gevşettik ve son olarak Mars’a boşuna gittiniz 70 bin Dolar verseydiniz ben her şeyi anlatırdım” diyenlerin konuşmalarına şahit olduk ve sonrasında sorular karşısında neler söylediler biz öyle demek istemedik ikiyüzlülüğünü gösterdiler.

Kader “Bütün olayların önceden ve değişmeyecek biçimde düzenlediğine inanılan ezeli takdir. Alın yazısı, Yazgı veya Mukadderat olarak da anılır. Kader kavramı birçok farklı din ve felsefi akımda önemli bir yer tutar” denilmektedir.

1400 yıl önce gönderilen Kur'an-ı Kerim'den günümüz bilimine ışık tutan ayetler “Sizi annelerinizin karınlarında, üç karanlıkta, bir yaratılıştan diğer yaratılışa geçirerek yaratmaktadır.(Zumer Suresi 6. ayet), Kemiklere de bir bak. Nasıl yerli yerince düzenliyoruz onları ve sonra da onlara et giydiriyoruz. (Bakara Suresi 259. ayet), İnsan başıboş bırakılacağını mı sanıyor? Kendisi dökülmüş menide bir damla değil miydi? (Kıyame Suresi 36-37. ayetler), Elbette hayvanlarda da sizin için ibretler vardır. Size onların karınlarında sindirilmiş gıdalar ile kanın arasından, halis, boğazınızdan kolaylıkla kayan bir süt içirmekteyiz. (Nahl Suresi 66. ayet), Ve yeryüzünü de yayıp yuvarlattı. (Naziat Suesi 30. ayet), Ve gökyüzünü korunmuş bir tavan yaptık. Onlar ise bunun delillerinden yüz çeviriyorlar. (Enbiya 32. ayet), İki denizi birbiri üstüne salan O’dur. Bu tatlı ve ferahlatıcı, bu tuzlu ve acıdır. Ve ikisinin arasına karışmalarını önleyen bir sınır olarak engel koymuştur. (Furkan Suresi 53. ayet) ilk akla ayetlerdir.

Bu gün corona virüsü ile mücadele ediyoruz dünya bu virüse karşı çare ararken biz neler yapıyoruz?

Öncelikle KHGK ile attığımız bilim adamlarını tekrar göreve çağırıyoruz iyi mi?

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca radikal karar alarak görevinden azledilen bilim adamları dosyalarını tekrardan gündeme getiriyor.

Bilim ve din rakip değildir tezini ne kadar savunmaya çalışıyor olsak’ta günümüzde yapılan dini sohbetlerde bilimin alay konusu olmasıdır.

Araştırmacı Ferit Usluya göre “Dini bilgi ve bilimsel yöntem arasında bir zıtlık ya da en hafif tabirle bir uyumsuzluk olduğunu düşünenler, dini konulara bilimsel bir yaklaşımın söz konusu olamayacağını sıklıkla ileri sürülmekte ve dini konuları bilimsel bir yaklaşımla inceleme çabalarını eleştirmektedir. Söz konusu itiraz ve eleştiriler, dini inançları rasyonel ve bilimsel görmeyen din karşıtı çevrelerden geldiği gibi, dindar düşünürler arasında da yaygın bir biçimde dile getirilmektedir. Öte yandan günümüzde, özellikle İlahiyat Fakültelerinin kürsülerinde “Din Bilimleri” ifadesinden sıkça bahsedildiğini duymaktayız. Bu noktada karşımıza çıkan en önemli felsefi sorun, ağırlıklı olarak değerler ve inanç alanına ait görünen dini konulara bilimsel bir yaklaşımın mümkün olup olamayacağıdır. Zikredilen bağlam çerçevesinde bu makale temelde şu iki soruya cevap aramaktadır: Birincisi, dini konuları bilimsel bir yöntemle ele almak mümkün müdür? İkincisi: Dini konulara böyle bir yaklaşım gerekli ve istenen bir şey midir?” değerlendirilmektedir.

Corona virüsüyle mücadele ettiğimiz şu günlerde neden bu virüse karşı tedavi yöntemleri bulunmuyor?

Bu sorunun cevabını kim verecek devlet olarak?

İnancımıza göre yüce kitabımızda ilk ayet olan Alak suresi 1. Ayetinde "Yaratan Rabbinin adıyla oku!" emrini amil hüküm olarak göndermiştir.

Geçmişten günümüze kadar rabbimizin kurallarına karşı Hurufilerin hâkimiyeti hep galip gelmiştir.

Bu gün dünya corona virüsü ile mücadele ederken Türkiye olarak neden corona virüsüne karşı neden aşı geliştiremiyoruz?

Din bilimin kardeşi gerçeğini görmeyen idareciler sayesinde bu gün dünyada basit salgınlar yüzünden insanlar hayatını kaybediyor.

II. Dünya savaşında Hitleri salgın olarak görenler sonunda 50 milyon insanın hayatını kaybettiğini görünce meselenin Hitler olmadığını veya din olmadığını anladırlar ama geç kaldıklarını ancak 1980 yıllarda görebildiler.

Bilimin temelinde sorgulamak vardır ve her bilgi yalan olarak kabul edilir yeni bilgilere ulaşmak için, fakat dini hâkimiyet kalkanı olarak kullananların işine gelmez bu doğru.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner55