Bizi “Biz” yapan değerlerimiz vardı.
...Ve biz o değerlerle çok mutluyduk.

Yıllarca okullarımızda söylettirilen “ANDIMIZ” vardı.
Her sabah okullarımızda tek yürek onu haykırırdık.
Çünkü o zamanlar, doğruyduk, çalışkandık!..

Büyüklerimizi sayar, küçüklerimizi korurduk!..

Yurdumuzu, Milletimizi kendimizden çok severdik!...
Amacımız, bu ülkeyi her zaman yükseltmek ve daha ileri taşımaktı!..
O zamanlar, varlığımızı TÜRK VARLIĞI’na armağan edecek nesiller yetiştiriyorduk.


Zıt fikirlerde de olsak, bir çok platformlarda bir araya gelip kucaklaşırdık.
Sözlerimiz, senetten güçlüydü. Dostluklarımız da aynen öyleydi.
Birbirimizin dertleriyle dertlenir, sevinçleriyle coşardık.

Şimdi ne oldu bize?
Ne oldu da? değerlerimizi unuttuk!..
Ne oldu da? Fikir olarak ayrı düştük!..
Başımıza taş mı? düştü!..

Birbirimizin düşüncelerine saygıyı kaybettik. Eskisi gibi birbirimize güven duymaz olduk.
...Ve sadece kendi çıkarımızı düşünür olduk?

Nasıl oldu? bütün bunlar!

İçim yanıyor dostlar, içim yanıyor...
Öyle ilginç günler yaşıyoruz ki;
Ne “Müslümanım” diyene, ne de “Milliyetçiyim” diyene inanamıyoruz artık!..

Çünkü öyle olaylara şahit oluyoruz ki, kafamızdaki değerler de alt üst oluyor.
İşte bu yüzden çoğu insanın ruh sağlığı bozuldu.
İnsan kime inanacağını şaşırıyor.

Böyle bir ortamda duygularıma tercüman olan bir fıkrayı sizlerle paylaşmak istiyorum;

Papazın birini en ücra köye tayin ederler. Papaz köye gelir ve halkın dinden çıktığını, kiliseye gitmediğini, kilisenin bakımsızlıktan çürüdüğünü görür.

Hemen kiliseyi onarır ve köylüleri  Pazar günleri ayine davet eder.

Kilisenin çanını yıkatıp cilalar ve parlatır, tam girişe ihtişamlı bir Vatikan Bayrağı asar.

.Köylüler de yavaş yavaş kiliseye gelmeye başlar...

Tam her şey yolunda derken bir karga dadanır. Mundar hayvan her gün aynı saatte önce bayrağa, sonra çana pisler ve bunu aksatmadan her gün tekrarlar.

1 gün, 2 gün, 3 gün derken papazın sabrı taşar ve Muhtara dert yanar.

  • Muhtar bu kargadan bıktım, her gün çan silmekten bayrak yıkamaktan usandım. Buna bir çare bulalım.

Der.

  • Kolayı var. Kargalar peynire dayanamaz. Sen çanın üzerine en tuzlusundan bir parça peynir bırak. Yanına da bir kase içinde susuz rakı koy. Peyniri yediğinde içi yanacak ve susayacaktır. Kasedekini de su zannedip içecektir. Sarhoş olduğunda da uçamayacaktır. İşte o zaman sen onu yakalarsın.


Papaz mutlu bir şekilde kiliseye döner ve söylenenleri yapıp beklemeye başlar. 
Karga yine ufukta görünür. Bayrak direğine konar ve önce Vatikan Bayrağını pisler, oradan da kalkar çanın üzerine konar. Bir güzel orayı da halleder. Tam uçacağı sırada gözüne peynir ilişir. Hemen yutar o peyniri. Ama tuzundan dolayı içi yanınca da bu defa kasedeki rakıya su zannederek saldırır. Bir yudumda onu da içer. Ancak, içtiğinin rakı olduğunu anladığında iş işten geçmiştir. Havalanmak ister, ama sarhoşluktan kanat çırpacak hali yoktur. İşte tam o sırada kilisenin papazı kargayı yakalar.

Papaz öfkeyle sorar;

  • Ulan şerefsiz. Milliyetçisin desem, bayrağı pislemezsin. Hristiyansın desem çanı kirletmezsin. Müslümansın desem, rakı içmezsin. Söyle lan sen nesin?


Karga sizce ne cevap verir?
Yorumunu size bırakıyorum...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner55