18 Şubat 2017 Cumartesi 18:47
110 Okunma
“Yenilenlerin tarihidir bu”

Bursalı yazar Raif Kaplanoğlu, vefat eden Müşkile Köyü Muhtarı Fevzi Kavuk'un ardından sosyal medyada yaptığı paylaşımla, efsane muhtarı anlattı. İşte o paylaşımdan bir bölüm...

Çınarlı köyün muhtarı
Kasketli bir köy lideri olarak sosyalist hareket içinde önderlik yapan Fevzi Kavuk hakka yürüdü.

“Yenilenlerin tarihidir bu”
Hasan Öztürk, Fevzi Kavuk’un ilginç yaşam öyküsünü, “Çınarlı Köyün Muhtarı” adıyla yazmış…
Müşkile Muhtarı Fevzi Kavuk’un yaşamı, daha doğrusu, Türkiye’nin en ilginç sosyalist köyünün hikayesini bir solukta okudum.
Yazarın ifadesiyle, kitapta geçen insanların hikayesi aslında, “Yenilenlerin tarihidir…”
“Adları sokaklardan
Adları kitaplardan silinenlerin tarihi…
Zalime karşı, başkaldırdıkları söylenmeyeceklerin,
Dünyayı değiştirmeyi bazen başaranların tarihi…”
(Francis Combes)

Nazım Hikmet’in köyü Müşkile
Aslında Müşkile’nin ilginç tarihi, babasına, köy meydanında hakaret eden Ömer Ağa’yı öldürdüğü için Bursa Cezaevi’ne yatan İsmail Başaran’ın, Nazım Hikmet’le tanışmasıyla başlamıştı. Müşkile’nin, ülkemizin en dikkat çekici sosyalist köy olmasında en önemli pay, elbette Nazım Hikmet’ti…
İsmail Başaran, Seç Köylü İbrahim Balaban gibi, Nazım etkisiyle sosyalist olmuş bir köy önderiydi. Cezaevinden çıktıktan sonra İsmail Başaran, yazdığı şiirleriyle aydınların dikkatini çeken ve şiir kitabı da yayımlanan bir şair olmuştu. Ancak, sadece şiir yazmamış, önce köyünde, sonra Bursa’da sosyalizmin yayılması için büyük çaba harcamıştı. İsmail Başaran’ın yetiştirdiği en önemli genç köylü lideri ise Fevzi Kavuk’tu. Fevzi Kavuk, bir lider olarak Müşkile’de akıl almaz işler yapacak, köyünü tüm Türkiye’de tanınacaktı.
Fevzi Kavuk, bir gün dostu-ustası İsmail Başaran’a, babasına hakaret eden Ömer Ağa’yı öldürdüğü için pişman olup olmadığını sormuş. Başaran şu yanıtı vermiş:
“Ben insan öldürecek adam değildim. Beni babam zorladı. Nazım’ı tanıdıktan sonraki aklım olsaydı, inan babama karşı gelir, evden kaçardım. Nitekim Nazım’ı tanıdıktan sonra, 17 yaşındaki oğlunu öldüren Mehmet Özdemir’i öldürmeyi aklından bile geçirmedim.”

Sosyalist Muhtar
İsmail Başaran’ın Müşkile’de kurduğu, başını Fevzi Kavuk’un çektiği çekirdek kadronun toplantılarına, İbrahim Balaban başta olmak üzere çok sayıda aydın da katılmaktaydı. Fevzi Kavuk, 1960 İhtilali sonrasında, önce Kaymakam tarafından muhtar atanmıştı. Bu muhtarlığı sırasında köylüyü, özellikle de gençleri örgütleyerek yaptığı hizmetler, Fevzi Kavuk’un köyde daha da sevilmesini sağladı. Bunda, DSİ’nin bölge müdürü Kemal Ekinci’nin, Müşküle’ye yaptığı katkıları da etkili oldu. Köyde suyolları ile elbirliğiyle bir okul yapıldı.
Bir süre sonra yapılan seçimlerde, güçlü DP’nin eski muhtarı Sezai Ersöz, Fevzi Kavuk karşısında büyük oy farkıyla seçimi kaybedip, köyü terk etmek zorunda kalmıştı. Fevzi Kavuk, köylünün desteğiyle, 1980’de 12 Eylül İhtilaline kadar 20 yıl muhtarlık görevini sürdürdü. Hem de 1300 seçmeni bulanan iri bir köyde…

Bursa’da TİP’i Müşkileliler örgütlüyor
1961 yılında kurulan TİP, M.A. Aybar’ın başına geçmesiyle giderek güçlenmeye başlamıştı. İsmail Başaran ve Fevzi Kavuk’un liderliğinde Hasan Çakır, Hüseyin Çavdar, İsmail Çalışkan, Kemal Tosun gibi TKP sempatizanı olan Müşkileli genç sosyalistler, TİP adına çalışmaya başladı. TİP, 1963 yerel seçimlerinde 40 bin oy almıştı.
TİP’in seçimlere katılması için, Bursa’da il örgütlenmesini tamamlaması gerekiyordu. Ancak ilçelerde bırakın üye, yönetici olacak hiçbir kişi bulunamamıştı. Bu nedenle Bursa’nın birçok ilçe örgütü, Müşkileliler tarafından kurulmuştu. Örneğin İznik, Orhangazi ve Yenişehir İlçe başkanlarıyla yöneticileri, tümüyle Müşkileliler tarafından oluşturulmuştu. Gemlik’te ise sadece başkan Gemlikli, diğer yöneticiler Müşkileliydi. M.Kemalpaşa’da bile, Müşkileli ilçe başkanı gönderilmişti. Orhaneli ve Keles’i ise, o yörenin çocuğu olan Av. Şükrü Akmansoy örgütlemişti…

Olaylı TİP Kongresi
Başlarında kasketleriyle bir grup Müşkileli, TİP’in seçim propagandalarına katılması, sadece Bursa’da değil tüm ülkede ilgiyle karşılanıyordu. Ancak TİP’in giderek ilgi görmesi, muhafazakar kesimi endişeye düşürmüş, Komünizmle Mücadele Derneği’ne mensup gençler içinde ise şiddet eğilimi artmıştı.
1965 yılındaki Bursa TİP kongresinde, İsmail Başaran’ın ayağı kırıldığı için, Müşkilelilerin liderliğini Fevzi Kavuk üstlenmişti. Bu kasketli adamlar, sosyalist bir partinin gazetesini, şehrin caddelerinde dağıtması, bazı Bursalılarca olumlu karşılanırken, birçok kişi tarafından da tepkiyle karşılanmıştı. Ancak korkularından da bir şey diyemiyorlardı…
Bu kasketli adamların bellerinde silah vardı. İlk kurucu başkan olan Emin Canpolat, Müşkilelilerin silahlarını bırakmalarını isteyince, Bitpazarı’nda bir dükkana gidip silahlar bırakılmıştı…
Komünizmle Mücadele Derneği, Aybar’ın Bursa’ya geleceğini duyunca, çevre ilçelerden topladığı bir gurup işsiz-güçsüz kişileri meyhanelerde içirmiş, sonra da Setbaşı’nda kongrenin yapıldığı Saray Sineması’na doğru yönlendirmişti. “Komünistler Moskova’ya” diye bağıran bu gurup, sinemanın kapılarını zorlayıp içeri girmiş, parti yönetici ve delegelerini dövmeye başlamıştı. Av. Şükrü Akmansoy Mahfel’de dövülürken, genel sekreter Cemal. H. Selek ise yerlerde sürülmüş, Adanan Cemgil ve Ali Karcı da ağır biçimde yaralanmıştı.
Bu saldırılar sırasında göstericiler, “Müşkile Muhtarını” kaçırmamaya çalışmışlardı. Olaylar sırasında Tankut Sözeri, Nihat Behram ve Fevzi Kavuk canlarını, Setbaşı Köprüsünden dereye atlamasıyla kurtarmıştı. Devlet ise, Sivas’taki Madımak Olayı gibi, sadece izlemişti…
Senatör Subhi Karaman mecliste; “31 Mart’tan beri Bursa böyle bir vahşet yaşamadı. Olaylar olurken, Hükümetin kılı bile kıpırdamadı. Yoksa 31 Mart’ta olduğu gibi Selanik’ten bir ordunun gelmesi mi bekleniyor.” diye bir konuşma yapması üzerine olay, ertesi günü gazetelere manşet olmuş, Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel de, Komünizmle Mücadele Derneği fahri başkanlıktan istifa etmişti.

Kasketli lider
Bursa’nın ilk sosyalistleri, elbette TİP üyeleriydi. Fevzi Kavuk’un, 1960’lı yıllarda Bursa’da adını hatırladığı TİP’liler şunlardı: Av. Şükrü Akmansoy, İbrahim Balaban, Mimar Emin Canpolat, muhasebeci Kemal Ümekkan, İsmail Tuna, gençlerden Saygı Yağmurdereli, Sacit Pulis, Şükrü Uyar, Engin Özpınar, Ekrem Azman, Gürbüz v Gündüz Akkök, Metin Güven, Mehmet Gülersoy, Ahmet Beyhan, Halil Güder, Rahmi Erkan, Selim Deveci, Faysal Tuna, Ramazan Güleryüz, Ali Boz, Tankut Sözeri, Bozacı Hüseyin Ataol ve Nihat Behramoğlu. Öğretmenler: Hasan Ceylan, Suat Cağa, Mehmet Bozkurt, Hüseyin Taban, Aytekin Güler. Ayrıca Nazım’ın doktoru Neşati Üstel ile Nazım’ın arkadaşı Aşçı Yakup Usta…
Bir köylü önderi olarak Fevzi Kavuk, Bursa’da bir siyasi partinin milletvekili seçimlerinde ilk sıraya gelmiş ilk adaydı. Üstelik o, başında kasketiyle gerçek bir köylüydü. Bursa’da, TİP’e çıkan oyların onda biri, her zaman Müşkile’den çıkmıştı. Bu nedenle tüm aydınlar, Müşkile’yi adeta laboratuar gibi görüyordu. Aydınların çoğu, Müşkile’yi Nazım’ın köyü olarak görüyor, sık sık gruplarla ziyarete geliyordu. Böylece köydeki gençler de, daha da kendilerini geliştiriyordu.
Fevzi Kavuk, başında kasketiyle ilk kez bir partinin MYK üyesi olmuş, devrinin en önemli aydınlarının yer aldığı Yön dergisinde, yazıları yayınlanmıştı.

Mahir Çayan TİP’i basıyor…
Kasketli köy lideri Fevzi Kavuk, en çok sol’daki bölünmeleri ve kavgaları çözememişti. Önce TİP, Milli Demokratik Devrimciler (MDD) olarak, sonra da aydınlıkçılar ve proleter devrimci aydınlıkçılar diye bölünmüştü… 12 Eylül öncesi sol fraksiyonların sayısı 50’yi aşmıştı.
1968 yılında, Fevzi Kavuk’un da bulunduğu sırada, Mahir Çayan’ın başında olduğu MDD’ci bir gurup, TİP’in genel merkezine saldırmıştı. 50 kişilik gurup kapıyı kırıp içeri girmiş, Sadun Aren’i rehin almışlardı. Göstericiler, Genel Başkan Şaban Yıldız’ın ameliyatlı gırtlağına sarılmış, ölmek üzereyken Fevzi Kavuk zor kurtarmıştı…
“Neydi kendisi gibi sosyalist olanların, bir köy muhtarından istedikleri.” Partiyi basanlar, partilileri dövüp, tüm demirbaşları alıp gitmişti. Kasketli politikacı Fevzi Kavuk, bu olaya o kadar içerlenmişti ki, silahın alıp MDD’cileri vurmak istemişti. Yolda tesadüf eseri karşılaştığı Yılmaz Atilla onu engellemişti…

12 Eylül ve Komünizmin çöküşü
Ankara’ya gitmenin zorluğundan dolayı, kendisi yerine MYK’na Bekir Yenigün’ü seçilmesi nedenle 12 Mart’ta, kendisi yerine bu arkadaşı tutuklanıp işkence görmüştü. Ancak 12 Eylül’den kurtulamamıştı.
12 Eylül, bitişin başlangıcı olmuştu. Fevzi Kavuk tutuklandı. Emniyette işkence gördü. Pencereden atıldığı için ölen Avukat Ahmet Hilmi Fevzioğlu başta olmak üzere, sorguda üç değil, yedi gencin öldüğü söylüyor Fevzi Kavuk. Kendisi de, Emniyette gördüğü işkencede bayıldığı için hastaneye gönderilmiş, tedavisi bittikten sonra yine, kaldığı yerden işkenceye devam edilmişti…
Cezaevi’ne gitmesi ise, adeta bir kurtuluş olmuştu. Hapishanede, diğer hükümlülerden saygı görmüştü…
Cezaevinden çıktıktan sonra, kendisi nedeniyle Müşkile köyünün baskı altında tutulması Fevzi Kavuk’u üzmüş, Bursa’ya göç etmek zorunda kalmıştı…
Tüm solcular gibi Fevzi Kavuk, 12 Eylül’de değil de, 1991’de dünya komünizminin çöküşü sonucu düş kırıklığına uğramıştı… Tüm hayalleri yıkılmıştı…
Nazım Hikmet’in birinci ölüm yıldönümünde, mezarı Türkiye’ye getirildiğinde gömülmesi için Müşkile köyünde bir çınar ağacı dikilmişti. Nazım Hikmet anısına dikilen çınar ağacı, iki kez kesildi. Müşkile’deki Nazım’ın çınarı, ulu bir ağaç oldan tümüyle kesilip yok edildi…

Tele16.com / Haber Merkezi

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner35