15 Ocak 2017 Pazar 17:46
Büyükşehir 2016'da da sınıfta kaldı

Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Örgütü, Büyükşehir Belediyesi’nin 2016 yılı çalışmalarının değerlendirildiği toplantıda bir araya geldi. Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Mudanya Belediye Başkanı Hayri Türkyılmaz, İl Yöneticileri, İlçe Başkanları, Belediye Meclis Üyeleri ile Gençlik ve Kadın Kolları Başkanları da hazır bulundu.

CHP Bursa İl Başkanı Şadi Özdemir, 2016 yılının Bursa kent gündemiyle ilgili konularını Belediye Meclis Üyeleriyle birlikte değerlendirme çalışması planladıklarını belirterek; “Meclis üyelerimizle birlikte hem geçmiş dönem çalışmalarımızı değerlendirmek hem de 2017 yılında daha dinamik, daha aktif ve problem üzerine giden bir yapı kurmaya çalışıyoruz” dedi. Konuşmasına ülke gündemine değinerek başlayan Özdemir, Türkiye’nin çok zor bir süreçten geçtiğini ifade etti. “Belki de Cumhuriyet'in kurulduğu günden bugüne en zor süreçten geçiyoruz” diyen Özdemir sözlerini şöyle sürdürdü:  “Bir tarafta terör inanılmaz boyutlara ulaşmış, Son bir buçuk yılda binleri aşan sayıda askerimiz, polisimiz, sivil yurttaşımız şehit oluyor. Terör giderek tırmanıyor. Ne yazık ki hiçbirimizde terör olaylarının duracağına dair bir umut kalmadı. İnsanlar korku içinde yaşıyor. AKP'nin teröre karşı ve kamu yapılanmalarında, adalette, emniyette, dış politikadaki hataları Türkiye'yi içinden çıkılmaz bir noktaya getirmiş durumdadır.”

BAĞIRARAK POLİTİKA YAPILMAZ

AKP İktidarının FETÖ terör örgütünün devlette yapılanmasının önünü açtığına ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin uzun zamandır örgütle ilgili uyarılarda bulunduğuna dikkat çeken Şadi Özdemir; “Sayın Cumhurbaşkanı ‘Ne istediniz de vermedik’ isyanını yapacak noktaya kadar gelmişti. Cumhuriyet Halk Partisi her mecrada FETÖ’nün bir terör örgütü olduğunu söylüyordu. 2004 yılı MGK kararlarında FETÖ terör örgütüyle mücadele edilmesi gerektiği yönünde karar var ve altında Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın imzası var. Biz onlara terör örgütü derken bu kararlar görmezden geliniyordu. Bugün FETÖ’den şikayet etme hakkına en son sahip olan kendileridir. Özellikle İŞİD'in başlangıçtaki pozisyonun hatırlatmakta yarar var. İŞİD ilk kez ortaya çıkıp eylemlere başladığında devletin, iyi çocuklardır diye bakış açısı vardı. İddialara göre o dönemde yaralanan İŞİD'e bağlı teröristlerin bir kısmı Türkiye'de tedavi gördüğü söyleniyordu. Yine iddialara göre onlara silah yardımı ve eğitim veriliyordu. Ama bugün Türkiye'nin başında bir bela” diye konuştu.  Çözüm sürecine de değinen Özdemir; “Neredeyse 3 yıl boyunca bütün şehirler silah yığınağı haline getirilirken, o asfaltların altına bombalar yerleştirilirken, askeri fındıkzade bayan karakolun yanına PKK karakolu yapılmasına ‘Görmezden gelin’ talimatları nedeniyle ses çıkarılmazken görmezlikten gelenler bugün PKK teröründen şikayetçi olma hakkına sahip değil. Neredeyse bütün terör örgütleriyle bir şekilde buluşmuş sonra ayrılmışlar. Türkiye’nin terör sorununu bu hükümetin çözebilme şansı olmadığını artık hep beraber gördük” dedi. “Mikrofonlardan bağırarak dış politika üretimi yapılmaz” diyen Özdemir,  dış politikada izlenen yolun en başından hatalı olduğunun ifade ederek; “Sıfır sorun diye geldiler, dünyada barışık olduğumuz bir tek devlet kalmadı” şeklinde konuştu.

TAMAMEN AYIRMAK GEREKİR

Türkiye’nin öncelikle sorununun anayasa değil terör olması gerektiğini savunan Şadi Özdemir; “Şu anda Sayın Cumhurbaşkanının yapamadığı herhangi bir şey yok. 2 yıl sonra yürürlüğe girecek bir anayasa için bu telaş niye? Bütün partiler bir araya gelip dış politikada, terör eylemlerinde ve her kimse bu üst akla karşı mücadelede ortak akılla birlikte bir duruş sergilemek varken bugün parlamentoda gece yarılarına kadar anayasa maddelerini bir an önce geçirip 3-4 ay daha Türkiye'nin gündemini meşgul etmenin bir anlamı var mı? Bunun tek bir anlamı var; bence bu ülkeyi sevmiyorlar” açıklamışında bulundu. Anayasa maddelerine de değinen Özdemir partili Cumhurbaşkanlığı’nın mevcut yasalarla çeliştiğini belirterek; “Genel Başkanın illerdeki temsilcisi İl Başkanlarıdır, Cumhurbaşkanının temsilcisi Valilerdir. Cumhurbaşkanı Partili Cumhurbaşkanı olunca, Cumhurbaşkanı sıfatıyla Valiyle muhatap, Genel Başkan sıfatıyla İl Başkanıyla muhatap. Peki, buranın sorumlusu kim? İl Başkanı mı, vali mi?” diye konuştu. Güçler ayrılığının da çok önemli olduğunu hatırlatan Özdemir; “Bunu da ortadan kaldırarak bir fatih bayan noktaya bağlıyorlar. Bugün de yok gibi bir savunma yapıyor AKP yandaşları. Bugün yoksa bugün eksikse o ayrılıkları ortadan kaldıran maddeleri ortadan kaldırıp, yasama, yürütme ve yargıyı birbirinden tamamen ayırmak gerekir” dedi.

YARGI SİYASETİN EMRİNE GİRİYOR

Denetleme mekanizmalarının tamamının kaldırılacağını ifade eden Özdemir, bu duruma savunma olarak seçimlerin öne sürüldüğünü belirterek; “ Söyledikleri tek şey şu; ‘Halk denetliyor ya, yanlış yaparsak bir dahaki seçimde oy vermez’ başka söyledikleri hiçbir şey yok. Her türlü haksızlığı, hukuksuzluğu, hırsızlığı yapacaksın sonra seçimi bekleyeceksin, öyle bir şey olamaz. Anayasa Mahkemesinin bütün yargı üyelerini tek başına Cumhurbaşkanı belirliyor. HSYK'nın bütün üyelerini cumhurbaşkanı atıyor. Yargı, siyasetin emrine girmiş oluyor. Meclisi feshetme yetkisi var. OHAL yetkisi de çok önemli. Türkiye Cumhurbaşkanının arzusuna bağlı olarak bütün sürecini OHAL içinde geçirebilir. Ne yasa, ne hukuk, ne özgürlük hiçbir söz söyleme hakkın kalmaz. Yasaları veto ettiğinde tekrar çıkarmak çok zor. Araştırma önergesi vermenin karşılığı 55 Milletvekili, getirilen önergede ise 301 Milletvekili talep edebiliyor. 360 Milletvekili soruşturma açılsın diyebiliyor, 400 Milletvekili yargılansın diyebiliyor. Yargılama girişiminden itibaren eğer cumhurbaşkanı kendini tehlikede görüyorsa o zaman o meclisi de feshetme hakkına sahip. Denge, denetleme mekanizmaları tamamen ortadan kaldırılıyor. 1923'te Mustafa Kemal Atatürk egemenliği saraydan alıp halka vermişti, şimdi padişahlık sistemine döndürmek için büyük bir mücadele var. 1923'te halka verilen egemenliği bu anayasa geçerse yine tek adama, saraya vermiş oluyoruz. O yüzden daha fazla çalışmak zorundayız. Türkiye'yi bir felaketin ucundan döndürmek zorundayız” açıklamasında bulundu.  

1589 MADDENİN 1500’Ü İMAR

Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe’nin belirttiği vizyon ile ortaya koydukları arasında büyük farklar olduğunu açıklayan Şadi Özdemir; “Sağlıklı, planlı, çevreye duyarlı, refah seviyesi yüksek, tarihi değerleri korunan ve tüm kent dinamikleriyle gelişen sanayi, ticaret ve turizmde lider kent yapmak gibi bir vizyonu varmış. Mecliste muhalefetin görüş ve itirazları dikkate alınmadan AKP çoğunluğuna güvenerek kararlar alınmaya devam ediliyor. Kent dinamikleri olan STK'lar, Odalar, Üniversite ve halkın görüşleri sorulmadan kent için çok önemli kararlar alınıyor. Denetim komisyonları ve belediyeye bağlı şirketlerin yönetim ve denetim kurullarına muhalefetten hiç kimse alınmamaktadır. Bunlar Büyükşehir Belediye Başkanlığının vizyon ve misyonunda yer alan katılımcı, şeffaf, tarafsız, birlikte yönetim anlayışına uymamaktadır. Yazarken güzel ama uygulamaya geldiğimizde hiçbir noktada muhalefetin görüşlerine değer vermemekte ve muhalefeti dışarıda tutmaya çalışmaktadır” ifadesini kullandı.

Özdemir’in ardından söz alan CHP Meclis Grup sözcüsü Erdal Aktuğ, Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe’nin şeffaf bir yönetim göstermediğini söyledi. Aktuğ; “Sayın Altepe, Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi'nde kent dinamiklerinden olan ve yerel örgütlerin başındaki muhtarlarımızı bile meclis toplantılarına almamıştır. Bu kenti katılımcı ve şeffaf olarak yöneteceğiz diyor. 2016 yılı içerisinde 24 Meclis toplantısı yapılmış. Bir yıl içerisinde yaklaşık 1589 gündem maddesi içerisinde 1114 tanesi imar. İlçelerden gelen gündem maddeleri bir gündemde alınıyor fakat içerisinde 60-70 imar olayı var. Yani 1589 gündem maddesinin 1500'ü imar ve parsel bazında yapılan değişikliklerle ilgili. Özellikle 2. oturumlarda bunlara yer veriliyor. Ne kadar sıkıntılı, ne kadar problemli konu varsa bizlerin incelemesine veya görüş bildirmesine zaman bırakmadan meclis toplantılarında bu maddeleri geçirmeye çalışıyorlar. Önergelerin detaylarını göremiyoruz.” dedi.

DÖNÜŞÜM ADI ALTINDA EMSAL ARTIŞI

 “Bursa’da hala 1998 onaylı, doğal afetler açısından yeterli olmayan, jeolojik ve jeofizik verilerle hazırlanmayan, 1/100.000’lik İl Çevre Düzeni Planı geçerlidir” diyen Aktuğ, bu planın yenilenip, onaylamadan yapılan kentsel dönüşümün başarısız olacağını ifade etti. Ekonomik, sosyal, kültürel, çevresel koşullar göz önüne alınmadan bölgesel değil, parsel bazında planlamalar yapıldığına dikkat çakan Aktuğ; “Donatı alanı anlamında standartların altında olan Bursa’da, ulaşım, çevre, sosyal donatı alanları gibi faktörler göz önüne alınmadan, parsel bazında 0.50’ye kadar emsal verilerek yapılan imar değişiklikleri, kentsel dönüşüm değil ancak rantsal dönüşüm olabilir. CHP olarak 1. derece deprem bölgesi olan Bursa’da Kentsel Dönüşümün; Şehrin kimliği, yani; tarihi, sosyal, kültürel yapısı korunarak, Kamu yararı gözetilerek, Üst ölçekli planlara uyumlu, Gerekli sosyal donatı alanları ayrılmış, Çevre, ulaşım, ekonomik faktörler göz önüne alınarak, Bölgesel bazda planlama yapılarak, Enerji verimliliği yüksek, yenilenebilir enerji kaynakları kullanılarak, Şehir planlama ilke ve esaslarına uygun belirlenmiş kriterler çerçevesinde emsal belirlenerek kentsel yenileme yapılması gerektiğini savunuyoruz” açımlamasında bulundu. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Kentsel Dönüşümle ilgili Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne 05.09.2016 tarih ve 8158973 sayılı yazı ile verdiği yetki devrine de değinin Aktuğ; , “Yetki devrinde ‘…..ancak mevzuata uygun olması , gerekli altyapı analizlerinin yapılması, teknik ve sosyal donatı alanlarının ayrılması suretiyle ve tüm planlara uyması kaydıyla’ emsal artışı yapılabileceği açıkça belirtilmiştir. Buna rağmen yazının içeriği hiçe sayılıp gerekli donatı alanları sağlanmadan yani verilen yetkiye ve mevzuata aykırı olarak parsel bazında plan değişiklikleri yapılmaktadır. Bazı parsellerde bina dahi yokken kentsel dönüşüm adı altında emsal artışı yapılan yerler mevcuttur” dedi.

ATATÜRK MEYDANI OLMALIDIR

“Bir kentin ruhu tarihi ve kültürel değerleridir” diyen Aktuğ,  bu değerlerin korunmasını gerektiğini hatırlatarak; “Cumhuriyet Tarihimizin bir parçası olan ve Mustafa Kemal Atatürk’ün yapımı için ilk bağışı yaptığı, Atatürk Stadyumu ve çevresi için Büyükşehir Belediyesi’nin planladığı ticari alanlar, otopark ve meydan projesine bizimde parti olarak destek verdiğimiz kent dinamiklerince verilen hukuk mücadelesi kazanılmıştır. Ancak gelinen durum bizler için umut verici olsa da Yeni Kent Meydanı Projesi kamuoyu ile paylaşılmadan yıkım çalışmaları başlatılmıştır. Bu nedenle bölgede ne yapılacağı Bursa kamuoyu için bir muammadır. Bu meydanın ismi de Atatürk Meydanı olmalıdır” diye konuştu. Kısa süre önce yıkılan Tolon Fabrikası ile ilgili de bilgi veren Erdal Aktuğ; “Yapım tekniği, mimari yapısı ve Cumhuriyet döneminin en önemli sivil mimari eserlerinden olan, öğrencilere örnek proje olarak gösterilen ve korunması gereken Tolon Fabrikası da yine kamuoyu ile bilgi paylaşılmadan yıkılmıştır. Kentin tarihsel belleğinde yer etmiş, kentle özdeşleşmiş bir başka yapı olan İPEKİŞ’in de bir bayram arifesinde yıkımının başlatılması anlaşılır bir durum değildir” şeklinde konuştu. Bursa’nın Ulaşım Master Planı olmadığına dikkat çeken Aktuğ, T2 hattının da büyük bir hata olduğunu vurgulayarak; “Daha önceki yıllarda yapılan ulaşım etüdüne göre Kent içi trafikte en uygun toplu taşım aracının Hafif Raylı Sistemi (HRS) olmasına rağmen Kent Meydanı, Terminal hattının tramvay ile bağlanması yanlıştır. Bursa, Türkiye’nin ulaşımı en pahalı olan ilidir. Yerel yönetimler bu hizmeti ucuz vermeli, kar amacı gütmemelidirler. Ama Bursa’da tam tersi olmakta, doğru yönetilmeyen ulaşım hizmetinin yükü vatandaşın sırtına yüklenmektedir. Kanunen ulaşım hizmetinden ücretsiz yararlanması gereken 65 yaş üstü vatandaşlarımız Bursa’da bu hizmeti tam olarak alamamaktadırlar. Bursa’da Metro hizmeti vatandaşların talebi olmasına rağmen 24 saate çıkarılmamaktadır. Türkiye’nin en pahalı Metrosu Bursa’da olup, en kalitesiz hizmet Bursa halkına reva görülmektedir. Vatandaşın parasıyla yapılan yoldan otopark ücreti almak hukuken yasak olmasına rağmen devam etmektedir” açıklamasında bulundu.

İÇME SUYU KAYNAKLARI TİCARİLEŞTİ

Bursa’nın içme suyu kaynaklarının ticarileştiğini belirten Erdal Aktuğ, kaynakların büyük kısmının firmalara kiralandığını ifade ederek; “Bursa su kaynaklarının toplam debisi 264.07 lt/sn dir.104.70 lt/sn’si yani %39’u firmalara kiralanmıştır. Bu debinin 65.7 lt/sn’si, %63’ü tek bir firmadadır. Bursa’nın suyu, yabancılar tarafından tekrar Bursalılara satılmaktadır. Küresel ısınma ile birlikte su kaynaklarında meydana gelecek değişiklikler göz önüne alınarak, tedbir uygulanması adına, Bursa kaynak sularının kiralanması durdurulmalıdır” dedi.  Kentin UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girebilecek daha pek çok değerinin olduğunun altını çizen Aktuğ, mevcut değerlere gereken özenin gösterilmediğini ifade ederek; “Bursa’nın, korunması ve turizme kazandırılması gereken Gölyazı, Trilye, Halitpaşa gibi birçok yerine gereken önem verilmemekte, çalışmalar yapılmamaktadır. Aksine Hanlar bölgesinde yapılan yanlış uygulamalar yüzünden UNESCO’dan bile çıkarılabiliriz. 1700 yıllık İznik Ayasofya Camii duvarına buzlu cam kapı yapılması, kubbesine beton dökülmesi, Nilüfer Hatun Köprüsündeki gibi örnekler, restorasyon hataları olarak karşımıza çıkıp, Bursa’da tarihi eserlere verilen önemi göstermektedir”  şeklinde konuştu. Bursa’nın fay hatlarıyla çevrili olmasına rağmen, gerekli önlemlerin de alınmadığını söyleyen Aktuğ; “Dört bir yanı faylarla çevrili Bursa’da büyük bir deprem beklenmektedir. Bu nedenle, Bursa’da deprem toplanma yerleri, alınacak tedbirlerle ilgili konuları öğrenmek üzere Büyükşehir Meclisi’ne verdiğimiz önergeye hala cevap alamamış olmamız bizi korkutmaktadır” şeklinde konuştu. Büyükşehir Belediyesi’nin bütün şirketleriyle kapalı bir kutu olduğunu ve komisyonlara muhalefetten meclis üyelerinin dahil edilmediğini belirten Aktuğ, Belediye’nin hukuksal durumunun da farksız olduğunu anlatarak; “2016 Faaliyet raporlarında hukuk bilgilerinin gerçekleşme oranı, dava açılma süreleri hukuki görüş taleplerinin karşılanma süreci için 3.415.000.000 TL bir ödenek ayrılmış. Ancak Büyükşehir Belediyesi’ne ne kadar dava açıldı? Bunların kaçını kaybettik, kaçını kazandık bunun maddi değeri nedir hiçbir yerde bulamıyor ve cevap alamıyoruz” dedi. Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe’ye 2016 yılı karnesi hazırladıklarını söyleyen Aktuğ; “Yönetim, Planlama, İmar, Kentsel Dönüşüm, Bütçe, Ulaşım, Sağlık, Tarım, Kültür, Sanat, Deprem, Afet, Acil eylem, Bağlı şirketler ve Hukuk konularından hepsinden sıfır almıştır” diyerek konuşmasını tamamladı.

Son Güncelleme: 16.01.2017 00:05
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.