04 Ocak 2017 Çarşamba 12:30
Bursa'nın ilk sivil mimari örneği yıkılmamalıydı

“Statik açıdan inşaat mühendislerine örnek teşkil edebilecek fabrikanın bir sivil mimarlık örneği olarak tescillenmesi ve korunması gerekirdi. Depreme dayanıksız olduğu gerekçesi ile yıkılmaya çalışılan yapıya gerekli değerin gösterilmemesi bizi derinden üzmüştür. Kentsel dönüşüm kapsamına giren, depreme dayanıksız olduğu tespit edilen her binanın yıkılması diye bir kural yoktur. Güçlendirme de bir seçenektir. Binalarımızı güçlendirerek de depreme ve afetlere karşı koruyabiliriz. Özellikle böyle bir tarihi değere sahip sivil mimarlık örneğinin yıkılması en son tercih olmalıydı. Mühendislik bilgi ve teknolojileri önemli bir gelişme gösterdiğini günümüzde özel uygulamalarla tarihi değere sahip binalarımızı gelecek nesillere taşıyabiliriz” denildi.

İMO Bursa Şubesi tarafından yapılan açıklama şu şekildedir:

Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen ve 2016 yılında hak sahipleri ile anlaşılarak yıkımına kaldığı yerden devam edilen Sıcaksu Kentsel Dönüşüm Bölgesi kentimize değer katmasını beklediğimiz bir projedir.  Yıkımlar başladıkça Kentsel Dönüşüm Bölgesi içerisinde yer alan ve birçok kişinin merak etmeden geçemediği bir mimari yapı gün yüzüne çıktı. Deri atölyelerinin arasında kaybolan ve unutulan diyarbakır bayan bir sivil mimari örneğimizin olduğunu gördük. Kamil Tolon tarafından 1950’li yıllarda inşa ettirilen ve Türkiye’nin ilk yerli üretim çamaşır ve bulaşık makinesinin üretildiği fabrika olan Tolon Fabrikası inşaat mühendisliği ve mimari açıdan önemli bir yapıdır.

Statik açıdan inşaat mühendislerine örnek teşkil edebilecek fabrikanın bir sivil mimarlık örneği olarak tescillenmesi ve korunması gerektiğini daha önce dile getirmiştik. Bu gün görüyoruz ki korunup- kollanmasını beklediğimiz bu tarihi yapı maalesef yıkılmıştır. Depreme dayanıksız olduğu gerekçesi ile yıkılmaya çalışılan yapıya gerekli değerin gösterilmemesi bizi derinden üzmüştür.

İnşaat mühendisliği açısından değerlendirdiğimizde; kentsel dönüşüm kapsamına giren, depreme dayanıksız olduğu tespit edilen her binanın yıkılması diye bir kural yoktur. Güçlendirme de bir seçenektir. Binalarımızı güçlendirerek de depreme ve afetlere karşı koruyabiliriz. Özellikle böyle bir tarihi değere sahip sivil mimarlık örneğinin yıkılması en son tercih olmalıydı. Mühendislik bilgi ve teknolojileri önemli bir gelişme gösterdiğini günümüzde özel uygulamalarla tarihi değere sahip binalarımızı gelecek nesillere taşıyabiliriz. Maddi kaygılar tarihi eserlerimizin istanbul travesti korunmasında birinci önceliğimiz olmamalıdır. Türkiye’deki birçok tarihi eser yapıldığı dönem ve mühendislik açısından incelendiğinde depreme dayanıksız olabilir tüm bu eserlerimizi yıkarak tarihi miraslarımızı yok edemeyiz.

İlgili mercilerce yapılan değerlendirme sonuçları beklenmeden yıkım olayının gerçekleştirilmesi kafalarda soru işaretlerine neden olmuştur. ‘Yangından mal kaçırmak’ olarak tabir edebileceğimiz bir şekilde gerçekleştirilen yıkım neden yapılmıştır? Bir mirasın gelecek nesillere aktarılamamasının hesabını kimler verecektir? Bu soruların yanıtlanması gerekir.

İMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu olarak geçmişten günümüze gelen tarihi miraslarımızı korumak için yapılacak her türlü çalışmanın yanında yer alacağımızı ve katkı sağlayacağımızı fakat tersi bir uygulamada da tepkimizi dile getireceğimizi bildiririz. " ifadelerine yer verildi

Son Güncelleme: 16.01.2017 13:32
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.