Atalarımız boşuna söylememişler “Bir musibet bin nasihatten iyidir” diye ülke olarak tamda bu ahval içindeyiz salgın konusunda.

Gelenekçi toplumlarda yanlış bir yol tutmuş kimi insanlar vardır ki, onları doğrular konusunda ne kadar çok ikaz ederseniz edin faydası olmaz, fakat izlediği yanlış yolda başına gelen bir felaket aklını başına getirir.

Dünyanın ve Türkiye’nin başına bela olan korona virüsü sayesinde toplumca uzun zamandır yapmadığımız devlet millet işbirliğini yapmak zorunda kaldık kısmen de olsa.

Devletin 65 yaş üstü vatandaşların sokağa çıkmasını yasaklaması metropol kentlerde özlediğimiz komşuluğu ve yardımlaşmayı yeniden kazandırmaya başladı. Örneğin bizim apartmanda yaşlılarımızın alışverişlerini komşular yapmaya başladı, önceden sadece selam verilirdi şimdi hal hatır sorulur oldu.

Sağlık bakanlığı sayesinde devlete olan güven yeniden artmaya başladı, siyasilerin korona virüsü konusunda temkinli açıklamaları siyasetin ateşini de düşürmüş görünüyor.

Siyasette ki kısır kavgaların olmasa da olurunu bu korona sayesinde görmüş olduk, aklıselim politikaların bağırmalardan çağırmalardan daha yararlı olduğunun da altını çizmiş olalım.

Teknolojinin cep telefonlarında zirve yapmasıyla bireysel olarak yalnızlaşan insanımız şimdi korona sayesinde evde ailece zaman geçiriyor, hele ki yaşlılarımızın yalnızlığı bitmiş gözüküyor.

İlk zamanlarda ki alış veriş çılgınlığı da şimdilerde yavaşladı sadece temel ihtiyaç maddeleri konusunda marketlere gidiliyor fiyatlarda normale dönmüş durumda.

Alış merkezlerinin çalışma saatlerinin azaltılması devletin karaborsa konusunda güvenlik güçlerini harekete geçirmesi temel gıda maddelerinde reel üretime can suyu olmuş durumda.

Buradan çıkarılacak ders kendi kendimize yeteceğimiz konusudur gıda sektöründe eğer çiftçimize devlet gerekli desteği sağlarsa gıda ihtilatın da azalma yerli üretimde artış sağlanabilir.

 Bu korona yüzünden bilimin ne kadar önemli olduğunu da öğrendik her ne kadar bazı uzmanların reyting konusunda tutarsız açıklamaları olsa da, sahada görev yapan sağlıkçılarımızın açıklamalarının daha dikkatli dinlendiğine şahit olmak güzel.

Sağlıkçılarımızın korona virüsü ile mücadelesi şu sıralar tüm dünyaya örnek oluyor, hastanede çalışan uzmanların çoğu otellerde kalıyor kimileri ortaklaşa evlere çıkıyor birçoğu hastanede kalıyor virüs yayılmasın diye.

Dünya korona virüsü sayesinde savaşları gündeminden çıkardı, küresel ekonomik savaşlarda rafa kalmış durumda demek istenilse dünya herkes için bir cennet olabilir.

Korona virüsünün baş gösterdiği ülkelerde test kiti, maske ve solunum cihazı sıkıntısı çekiliyor fakat sürpriz atak Çin devletinden geldi ve Çin Türkiye’de dâhil olmak üzere ülkelere tıbbi yardımda bulunuyor. Çin başta test kiti ve maske üretimine hız verdi karaborsaya düşen malzemeler şimdi 7/24 üretilerek tüm dünyaya dağıtılıyor.

Türkiye olarak bilimsel araştırmalarda KHK ile görevden uzaklaştırılanların dosyalar yeniden değerlendirmeye alınırken sağlık personeli takviyesi bakan tarafından açıklandı.

Bilim ile dini karşı karşıya getirenlerin bu konuda sınıfta kaldığını gördük.

Diyanetin resmi açıklamalarına göre “İslâm tarihinde din istismarı üzerinden kurulan yapılar “nifak” kavramı ve “münafık” karakteri şeklinde ortaya çıkmıştır. Nifak hareketlerinin öncüsü olarak bilinen Abdullah b. Übeyy b. Selül ve çevresinde öbeklenen münafıklar, Medine’nin Hz. Peygamber’e bağlılığını bitirmek ve yönetimi ele geçirmek adına sinsi planlar yapmışlardır. Görünüşleri, kıyafetleri, oturuşları, kalkışları, ibadetleri, sözleri ve davranışlarıyla mümin gibi davranan münafıklar, ulaşmak istedikleri nihai hedef uğruna hile, yalan, iftira, ihanet, ikiyüzlülük, devlete ait bilgileri düşmana sızdırma ve düşmanla iş birliğine girme gibi her türlü yöntemi uygulamıştır. Hz. Peygamber’i öldürmeyi dahi göze alan, kendi üzerinde yaşadığı toprağı pazarlık konusu eden, gerektiğinde de elini kana bulamaktan çekinmeyen nifak hareketleri, sadece siyasi parçalanmayı değil, aynı zamanda inanç, ibadet ve ahlâk alanında yozlaşmayı da hedeflemişlerdir” denilmektedir.

Günümüzde resmi yazılanlarla bu kuralları uygulamak zorunda olanların söylemleri farklı gözükse de bilim gerçeğinin üzerini örtemediğine şahit oluyoruz.

Korona salgını göstermiştir ki müspet bilim ile Allah’ın kelamı arasında bir savaşın olmadığını aksine verilen aklın bilim yoluyla hem doğayı hem insanları koruduğu gerçeğini bir kez daha ortaya çıkarmıştır.

Unutmayın.

Bir musibet bin nasihatten iyidir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner55