Kişi kendisini mükemmel bir varlık olarak görür fakat yaradılışı gereği içinde sakladığı güzellikler kadar ahlaki adaletin ölçemeyeceği kadar da kötülükler barındırır.

İnsan var olduğundan bu gün kadar ne kadar kendini geliştirmiş olsa da iç dünyasında ki cahiliye ve açlığını giderememiştir ve bu yolda inancımıza göre helak olan kavim dahi vardır.

İncil’de, Nefs ilk insanın Allah’a karşı isyan etmesinin bir sonucu olarak yorumlanır.  

Tevrat’ta insanın cennetten kovulduktan sonra verilen ilk buyruk nefsini zapt etme buyruğu ve Zebur’da Nefsi zapt etmek için Allah’ın insanın yüreğini yeniden yaratması gerektiğine inanılırken yüce kitabımız kuranda ise "Nefsini sefih/aşağılık yapandan başka, kim İbrahim dinînden yüz çevirir?"(Bakara, 2/130) buyrulmaktadır kısacası nefsin terbiyesi ahlakında temelini oluşturur.

İnsanoğlu tüm uyarılara rağmen nefsine her daim yenilmiş ve yaradılış fıtratına isyan halinde olmuştur ve olmaya da devam ediyor.

Tarih nefsinin kötülüklerine köle olmuşlarla doludur ve bu insanlar eğer kral, kraliçe veya hükümdar gibi özelliklere sahipseler kötülüklerinden masum insanlar zarar görmüştür.

Tarihin dehlizlerinde ve günümüzde sapkınlar yaşanmaya devam ediyor bizim Alikodis’te geçmişin dehlizlerinde ve hikâyemizde yaşamaya devam ediyor.

Her krallar cellâdıyla birlikte yaşar.

Kral hâkimiyetini sürdürmek için cellâtlarını yanından ayırmaz fakat onlar için asıl cellât kraliçe ve imparatoriçelerdir çünkü hiçbir kadın ihaneti affetmez hele ki rakibi genç bir oğlan ise.

Bizim Alikodiste Antiktoma’da yaşadığı dönemde meğer esmer beyaz tenli genç bir oğlana kaptırmış gönlünü, rivayet kraliçe Sevitamaraiya’ya ait malum intikam soğuk yenirse lezzetli olur.

Rivayete göre kraliçe Sevitamarai Alikodisten dertli mi dertli önceleri sokak metresleri ardından arkadaşların metresleri derken yıllardır saklanan hiz oğlan aşkı.

Kraliçe Sevitamarai karşılaştığı bu gerçek karşısında susmak zorunda kalır çünkü bu gerçeği herkese anlatsa da iki çocuğuna anlatamaz.

Alikodis gücü tamamen eline geçirince hazır ses çıkaranda yok sarayda kadın metreslerinden birini özel hizmetine alırken erkek sevgilisini de gözünün önünden ayırmamayı ihmal etmez zira hiz oğlanların ayran gönüllü olduğu kaydı düşülmüştür defter-i hizanlarda.

Kraliçe Sevitamrai’nın anlattığına göre prens oğlu dünyaya geldikten sonra Alikodisin maneviyat içinde maneviyatsız hareketler sergilediğini anlatır ve çıkan dedikoduların düşmanlar tarafından çıkarıldığına inandırılsa da ortaya saçılanlar inkar edilmez gerçeklerdir. Örneğin ailenin her daim yanında olan soytarı doğanidesin aslında Alikodise kadın bulan muhabbet tellalı ve hırsız olduğunu öğrenir ama en son öğrenen kendisidir.

Kraliçe Alikodisin erkek zevcesi olduğunu anlamadığı Ahedousai ise henüz ergenliğin başlarında esmer beyaz tenli hiz bir oğlan olarak tanır aklının ucundan geçmez yaşananlar, oysa kadınlık onuru kör nefislere çoktan kurban edilmiştir.

Tanrı insanların nefislerini terbiye etmesi için bazen eli kırbaçlı bazen sözü kırbaç olanları musallat eder kullarının başına.

Hikâyemizin ilk bölümünü burada tamamlayalım ikinci bölümde yok edilen kavmi kıskandıracak maneviyatsızlık ve ahlaksızlık adına Alikodisin evlatları olmasına rağmen nasıl yaşadığını yine kendi cellâdı kraliçenin rivayetinden anlatmaya devam edelim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner35