Biliyorum ki söylesem tesiri olmayacak, sussam gönlüm razı olmayacak, bir Anadolu evladının diğerleri gibi katledilişinin hikâyesidir.

Org. Eşref Bitlis Jandarma Genel Komutanı.

Jandarma kuvvetlerinin 32. Genel komutanı ve yakın zamanda Genel Kurmay Başkanı olacağı söyleniyordu fakat gün yüzüne çıkarılamayan sırlarla dolu uçak kazasında meslektaşlarıyla birlikte hayatlarını kaybettiler.

27 yıl sonra güncellenen bilgilerle Org. Eşref Bitlis dosyasını bir kez daha hatırlatmak vicdanımız ve gönlümüzün bizlere amiridir deyip tekrardan sarıldık kalemimize.

Eşref Bitlis

Türk Devlet ve Askeri adamlığına örnek gösterilecek biriydi.

Malatya’da başlayan hayatı Milleteninin ve Devletinin bekası için önemli görevleri üstlenmesine kadar gitti hiç taviz vermedi. Fakat bu gün Ortadoğucu petrol ve doğalgaz için mezhepçilik adı altında kana bulayanların risk olarak gördükleri Türk askeriydi.

Bitlis paşa PKK ile mücadelede askeri stratejinin yanında siyasi stratejinin de geliştirilmesini istemiş 1993 yılında Kuzey Irak’ta bulunan Çekiç Gücün bölgede etkin olmamasını ve kısa zamanda çıkmasını istiyordu.

Bitlis paşanın en büyük destekçisi dönemin Cumhurbaşkanı ve hemşerisi Turgut Özal’dı, Kürt sorununun kare aslarından biri Eski Bakan Adnan Kahveci ve gazeteci Uğur Mumcuy’du.

Türkiye 1993 yılında Org. Eşref Bitlis, Cumhurbaşkanı Turgut Özal, Eski Bakanlardan Adnan Kahveci şüpheli şekilde hayatlarını kaybederken gazeteci Uğur Mumcu aracına konulan bombanın patlatılması sonucu öldürüldü.

 Devlet art arda yaşanan bu ölümlerin nedenlerini ve gerçekleri hiç araştırma gereği duymadı veya duymak istemedi.

İki bin yıllık gelenekler bu ölümlerde bir kenara bırakılmış Gazi Mustafa Kemal’in dediği gibi “Dâhili ve harici bedhahların olacaktır”  hem harici hem de dâhili bedhahlar birlikte iş başı yapmış ülkenin geleceğine kâbus gibi çökmüşlerdi.

Günümüzde tartışılan küreselcilerin o gün kü elemanları Bitlis paşaya ilk mesajlarını 17 Aralık 1992 tarihinde Silopi semalarında yanında Kolordu Komutanı Necati Özgen’in de bulunduğu helikopteri 1.500 metre yükseklikte iki F15 savaş uçağı ile taciz ederek vermişlerdi, fakat Genel Kurmay Başkanı Doğan Güreş konuyu ABD seviciliği ile hemen kapattı.

Meselenin esası hiç gündeme gelmedi. PKK unsurlarını ilk adım olarak Barzani bölgesinde durdurmayı amaçlayan Bitlis paşa Türkiye sınırları içerisinden PKK’yı çıkarmak istiyordu ve Süleymaniye kentinde Barzaniyle ve Talabani ile birlikte 67 karakol kurulması konusunda resmi antlaşma imzalamıştı. Türkiye içinde ise Kürt hareketinin o dönem başkanlığını yapan eski Mardin Milletvekili Ahmet Türk’ü muhatap alıp televizyonda birlikte programlara katılıyordu.

İşte bu yaşananlar başta ABD olmak üzere Ortadoğu bölgesinde birçok ülkeyi rahatsız etmişti. Eğer Bitlis ve ekibi başarıya ulaşmış olsaydı bu gün Irak ve Suriye’de yaşananlarda yaşanmayacaktı.

Özal ve Bitlis olası kurulması muhtemel Kürt devletinin kurulmasını istemiyor Çekiç Gücün ise bölgeden gitmesini stratejik bir siyasi manevra ile gerçekleştirmek istiyorlardı. 1 Ekim 1992 tarihinde düğmeye basıldı ve ilk sınır ötesi harekât Bitlis’in komutasında kuzey Irak’a yapıldı bölgenin denetimi ise ABD kontrolünde bulunuyordu iki yüzden fazla içlerinde yabancı paralı askerlerinde bulunduğu PKK unsurları yok edilmişti.

Tekrardan Silopi semalarında yaşanan olaya gelecek olursak konu TBMM’de gündem dahi olmadı geç bilgi verildiği için yanlış anlama denildi. Fakat hesaba katılmayan Refah Partisi bir soru önergesi verdi eski Bakanlardan Şevket Kazan eliyle hem iç hatlar hem de dış hatlar bir anda gerildi, dönemin Milli Savunma Bakanı Nevzat Ayaz cevaplamakta zor anlar yaşadı konu uzatılmadan kapatıldı.

Askeri açıdan dönemin Jandarma Kolordu komutanı Necati Özgen konunun peşini hiç bırakmadı zira komutanı Eşref Bitlis aynı zamanda Kıbrıs Barış Harekâtında da komutanıydı, bağlılığın bedelini gelmesi gereken üst görevlere getirilmeyerek ödedi ve emekli edildi.

Bitlis paşa Silopi olayından sonra evine gittiğinde eşi Şükran Bitlis’e bu günde ölmedik demişti.

Bitlis paşanın ölümüyle ilgili gözlerden kaçan bir ayrıntı ise tam 9 yıl sonra MİT muhbiri Tuncay Güney tarafından ortaya çıkarıldı. Güney’in ifadesinde MİT eski daire başkanı Mehmet Eymür’ün Bitlis paşayı hedefe aldığını açıkladı.

Bir başka önemli ayrıntı ise 1977 yılında yaşanmıştır, ABD’de Jimmy Carter Başkan seçilmiş Zbigniew Brzeziński’Ulusal Güvenlik Danışmanı olmuştur. ABD Sovyetlere karşı İslamcılığı kullanmaya karar verir ve Suudilere İslami örgütleri desteklemesi yeşil ışık yakar örgütlerle irtibata geçen ise 2 Ekim 2018 tarihinde İstanbul Suudi Arabistan konsolosluğunda öldürülen gazeteci Cemal Kaşıkçı’dır.  ABD’nin yeni başkanı Jimmy Carter  « Genişletilmiş Ortadoğu » projesini NATO’nun 1979 Nisan’ında Avusturya’da düzenlenen gizli Bilderberg Grup toplantısında Bernard Lewis tarafından ayrıntılı bir şekilde açıklamasını sağlar, o gün imzalanan gizli belge yıllar sonra  ilk defa Eşref Bitlis tarafından elde edilmiş ve Türk Devleti arşivine kazandırılmıştı.

Turgut Özal dönemin ABD başkanı George Bush’a gizli Bilderberg belgesini verdiğinde ABD derin devletinin başkanı olan Dick Cheney Bitlis paşayı Türkiye’deki devşirme elemanlarının da yardımıyla 1 numaralı hedefi olarak belirlemişti.

Tarihler 16 Şubat 1993 gününü gösterdiğinde Bitlis paşanın eşi Bursa’da kaplıcalarda tedavi görüyordu, Bitlis paşa bu tarihte Bursa’ya geldi ölümüne sadece 24 saat vardı. Bitlis paşa eşi Şükran hanımla uzun uzun sohbet ettiler, Diyarbakır’a gideceğini söylediğinde Şükran hanım “ Bende geleyim” dedi, fakat olmaz cevabını aldı. Paşa “ Dün değil ise yarın hak vaki olacak kendine ve çocuğumuza iyi bak allahaısmarladık hakkını helal et” sözlerinden sonra Bursa’dan ayrıldı.

Bitlis’in eşi Şükran hanıma son sözleri oldu.

17 Şubat 1993 Çarşamba Ankara

Bitlis paşa ardında hangi güçlerin olduğunu biliyordu ve Kuzey Irak konusunda nihai bir askeri harekatın olması için son hazırlıklar kapsamında Diyarbakır’a gidecekti,  Bitlis paşa sınır ötesi harekat planlarını bizzat kendisi hazırlamış az sayıda yetkiliyle paylaşmıştı.

Bitlis paşanın isteği üzerine uçağı kullanacak pilotlar Kara Kurmay Pilot Binbaşı Yaşar Erian ve Kurmay Yüzbaşı Tuğrul Sezginler olurken her ikisi de öncesinde Çekiç Güç’te gözlemci olarak görev yapmışlardı. ABD helikopterlerinin PKK’ya yardım malzemesi atması bilgisini veren gözlemci pilotlarda Bitlis paşa tarafından seçilen Erian ve Sezginler pilotlardı.

Kurmay Pilot Binbaşı Erian, Kurmay Pilot Yüzbaşı Sezginler ve Uçuş Teknisyeni Kıdemli Başçavuş Emin Öner Diyarbakır’a götürecekleri uçağı yerde ve havada deneyerek denetimlerini yaparlar ve hangara aldırırlar. 16 Şubat 1993 tarihinde akşam saatlerinde sonradan kimliği tespit edilemeyen astsubay kıyafetli bir şahıs hangarda uçağın yanında görülür nöbetçi Bursalı er Tahir Metin’dir, dur çeker paraloyu sorar cevabını alınca tanımadığı şahsı bırakır.

17 Şubat 1993 saat 12.19’da uçak havalanır ama 3 dakika sonra 2. Pilot Kurmay Yüzbaşı Tuğrul Sezginler Esenboğa hava limanı kulesine uçağın motorlarında sıra dışı sarsıntı olduğunu bildirir ve ILS alçalması talep eder fakat Esenboğa kule devam edin cevabını vermesine rağmen uçaktan bu sefer cevap gelmez. Saat 12.26’da Ankara Yenimahalle Posta İşletme çalışanları hızla yaklaşan uçağı fark ederler.

Dumanlar içinde hızla posta işletmesi binasının yanında geçen uçak bahçeye düşer ve yanmaya başlar Bitlis paşayla birlikte dört mürettebat şehit oldu.

Kaza sonrasında yaşananlar ise tam bir trajedi olarak kayıtlara geçti. Kaza yerine gelen dönemin Genel Kurmay Başkanı Doğan Güreş bir saat sonra Güvercinlikte bulunan Kara Havacılık Okuluna giderek Tuğgeneral Arman Koloğlu ile görüştü henüz kazayla ilgili teknik inceleme olmamasına rağmen uçağın düşüş sebebinin “ Buzlanma ve pilotaj hatası” olduğunu açıkladı.

Kazadan yarım saat sonra buzlanma ve pilotaj hatası açıklamasının mimarı Havacılık Okul Komutanı Tuğgeneral Armağan Koloğluydu ama hiçbir inceleme yapılmamıştı. Aynı anda henüz polis ve diğer yetkililerin kaza yerine gelmediği sırada sivil bir şahsın motor parçalarını incelediği ve bazı parçaları cebine koyduğunu gören posta işletmesi çalışanları şahsa kimliğini sorarlar şahıs cebinden binbaşı olduğuna dair askeri kimliği gösterir ve kimse şüphelenmez ama yarım saat sonra şahıs kayıplara karışır.

Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel ise kesin bilgi yok dedi ama konuyla ilgili yaşamının sonuna kadar hiç konuşmadı hep sessiz kaldı.

O dönemde tek aykırı ses Hava Tümgeneral Aslan Öner’den geldi ve uçağın buzlanma ve pilotaj hatasından düşemeyeceğini sabotaj üzerinde durulması gerektiğini söylüyordu. Kara Havacılık Kurmay Başkanı Albay Erdal Özen başkanlığında hazırlanan raporda uçağın bazı önemli motor parçalarının kayıp bazılarının da tahrip edildiği yazıldı.

Kazanın ardından yıllar geçti olayı kapatmak isteyenler terfi alırken karşı çıkanlar ya ortadan kayboldu ya cezaevine girdi.

Yıllar sonra ortaya çıktı ki Bitlis paşanın öldürülmesi dönemin ABD Savunma Bakanı Dick Cheney tarafından verilmiş ve sabotaj kararının planları 10 Ocak 1993 tarihinde Adana İncirlik Üssünde ABD Dışişleri Bakanlığı Kuzey Afrika ve Yakın Doğu Masası Şefi Elizabeth Shelton başkanlığında karara bağlanmıştı,  elizabeth shelton sonrasında ABD’nin Adana konsolosu oldu.

Cumhurbaşkanı Özal’ın ani ölümü Demirel’in Cumhurbaşkanı olması Tansu Çillerin Başbakanlık görevine gelmesi sizce tesadüf mü?

Çiller Başbakan olduğunda ABD Savunma Bakanı Dick Cheney’nin Türkiye ekibi deşifre oldu.

Bitlis paşa suikastı için yazılacak o kadar çok bilgi var ki ama tesiri yok.

Ölümünün 27. Yılında söylemesek olmaz sussak gönül razı değil.

Mekânlarınız cennet olsun Anadolu’nun yiğit evlatları ve Bitlis paşa.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner55